3/7/2009 - AVRUPA BATAKLIĞI VE TAŞERONLARININ KİRLİ YÜZÜ
1960 ‘ların başından beri Avrupa’nın kapısındayız ne girebildik ne çıkabildik! Tam çıkacak gibi oluyoruz bizi tekrar içine çekiyor. Türkiye’nin başka bir alternatife yönelmesinden korkuyorlar aksi takdirde, Türkiye kendi liderliğini yapacağı yeni bir birlik kuracaktır.
Biri sizi bir kez kandırırsa suç onundur ama ikinci kez kandırırsa suç sizindir.Bunu anlamayanları basiretsiz diye addedeceğim ama çok hafif kalacağı kanaatindeyim.Kim iktidara gelirse gelsin bir öncekine nazire yaparcasına AB müktesebatını uygulamak için telafisi mümkün olmayan tavizler veriyor..Sanal mevzularla gündemi işgal eden kartel medyası da onların ibrikçiliğini yapmak için birbirleriyle kıyasıya bir yarışa tutuşmuşlar.Televizyon müptelası halkımız her şeyin günlük gülistanlık gittiğini zannededursun işin arka planı çok vahim… Avrupa ‘da duruma o kadar hâkim ki açık açık birliğe almayacaklarını zikrediyorlar buyurun maddeler halinde ele alalım:
1) 6 Ekim ilerleme Raporu ‘nun 2. maddesinde hukukun temel ilkelerinden iyi niyet kuralına aykırılığın mevzu bahis olmasına rağmen müzakerelerin sonucunun önceden garanti edilemeyeceği, açık uçlu bir süreç olduğu, ileride farklı seçeneklerin gündeme getirileceği zımnen belirtiliyor.
2) 3. maddede “ Birliğin Türkiye ‘yi hazmetme kapasitesi gerek Türkiye gerek birliğin çıkarları açısından göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husustur. ” denilerek hazmetme (sindirme) kavramı yeni bir şart olarak Türkiye ‘nin önüne tercihli olarak konulmuştur ve mali açıdan mı; sosyo kültürel açıdan mı, ekonomik açıdan mı, siyasi açıdan mı bir süreç olacağı açıkça belirtilmemiştir.
Bu iki madde beraber değerlendirildiğinde şeksiz şüphesiz görülecektir ki Türkiye ‘ye tam üyelik dışında diğer seçenekler dayatılmak istenmektedir. (İmtiyazlı Ortaklık veya Özel Statü) Kişilerin serbest dolaşımı tarımsal-yapısal fonlara getirilen kalıcı sınırlamalar da bu seçenekleri desteklemektedir.
3) Bilindiği gibi, Kıbrıslı Türkler ‘in, Türkiye ‘nin ve AB ‘nin açık desteğine rağmen Annan Planı Rumlar tarafından reddedilmesi sebebiyle hayata geçirilememiştir. Hal böyle iken Rumlar çözümü reddeden taraf olarak adeta AB tarafından ödüllendirilerek AB ‘ye alınmışlardır ve adanın tek siyasi temsilcisi olarak kabul edilmiştir. AB KKTC’ye vaat ettiği güvenceleri yerine getirmeyerek, KKTC’yi siyasi ve ekonomik olarak fiilen tasfiye sürecine sürüklemiştir ve tabela devleti haline getirmeyi amaçlamaktadır.
Ayrıca ek protokolün imzalanmasıyla TC ‘nin KKTC ile olan tüm ticari ve mali ilişkileri ciddi sekteye uğrayacaktır.
4) 7. madde Türkiye ‘nin Dış Politikası ‘nın Birlik ve üye devletler tarafından kabul edilen politikalar ve tutumlarla tedricen uyumlu hale getirmesini öngörmektedir.
Bu maddenin asıl amacı Güney Kıbrıs’ın NATO ‘ya girişi önündeki Türkiye’nin en büyük kozu olan veto hakkını kaldırmaktır. Ve bu madde ileride Türkiye ‘nin Kıbrıs’ta işgalci olduğunu ve 7.maddeye uygun davranarak adadan askerlerini çekmesini talep etmesi gündeme gelebilecektir.
5) 10.madde de şimdiye kadar hiçbir üye devlete yapılamayan bir uygulamayla müktesebatın neler içerdiği ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Ve bunun altında siyasi amaçlar yatmaktadır. Avrupa Parlamentosu’nun “Tavsiye” ve “Görüş” lerinin hiçbir üye devlete hukuken bağlayıcı etkileri olmamasına rağmen Türkiye ‘ye karşı bunlar da bağlayıcı hale getirilmek isteniyor. Bu ”Dürüstlük ve Eşit İşlem İlkesine” aykırılık teşkil eder.
Bu maddeyle de özellikle Avrupa Parlamentosu’nun Ermeni Soykırımı ve Kıbrıs konularında aldığı kararlara Türkiye ‘nin uyması talep edilecektir.
6) 11.MADDE Türkiye tarafından imzalanan ve üyeliğin yükümlülüklerine aykırı olan tüm uluslar arası antlaşmaların geçersiz hale geleceğini öngörmektedir. Türkiye ve KKTC arasındaki bütün antlaşmalar geçersiz sayılacak. Bu madde kapsamında değerlendirilmesi gereken bir diğer husus Lozan Antlaşmasına ilişkindir. AB Komisyonu’nun yayınladığı 3 EKİM 2004 tarihli ilerleme Raporu’nda Azınlık Hakları, Kültürel Haklar ve Azınlıkların Korunması ile ilgili bölümünde Yahudi, Ermeni ve Rumların yanı sıra Kürtlerin ve Alevilerin azınlık sayılması ile ilgilidir. AB böylece Lozan’ı tanımamakta din, dil, etnik ve kültürel farklılıkları esas alarak yeni azınlıklar oluşturmak istemektedir. Ayrıca bu madde 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi açısından da tehlike oluşturmaktadır.
7) 12. maddenin 4. paragrafı kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar ve tarım alanında kalıcı kısıtlamaların getirilebileceğini öngörmektedir. Yine bu madde de tam üyeliğin dışında farklı bir statünün düşünüldüğünü göstermektedir.
AB’YE ÜYELİK İMKÂNSIZ
Netice itibariyle AB müktesebatına uygun tam üyeliğin mümkün olmadığı görülmektedir. Bu özel statü “İmtiyazlı Ortaklığın” veya “İkinci Sınıf Üyeliğin” öngörüldüğünü göstermektedir.
Öte yandan AB’ye üye olmayıp Gümrük Birliği’ne üye olan tek ülke Türkiye ‘nin bu durumu yeniden gözden geçirmesi kaçınılmazdır. Zira bir ülkenin ekonomik iradesinin temsil edilmediği bir kuruma yıllarca teslim etmesi, hem ekonomi biliminin kurallarına hem de uluslar arası ilişkilerin ve siyasetin doğasına aykırıdır.
Görüldüğü üzere ne Annan’ın planları Kıbrıs’ı kurtarmaya yetmiş ne de hükümetin verdiği tavizleri, başbakanın ümit var açıklamaları AB’nin taassubunda değişiklik yaratmıştır.
Ayrıca, Avrupa Birliği mensubu Avrupa Ülkeleri hala Hıristiyan taassubu ve haçlı zihniyeti ile hareket etmekte ve Türkiye’ye AB çerçevesinde hiçbir hak tanımak istememektedirler.
TÜRKİYE’DEN TARIM ÜRÜNÜ ALIMI YAPILMIYOR
Bu yüzdendir ki yarım asra yakın bir süreçtir Avrupa Birliği’nin kapısında bizi bekletiyorlar. Bekletmek şöyle dursun verdiğimiz bunca tavize rağmen elde ettiğimiz hiçbir menfaat bulunmamaktadır. AB’ye üye olmayıp da Gümrük Birliği’ne üye tek ülke olmamız da manidardır. Bu birliğe üye olunmakla birlikte malların serbest dolaşımı ilkesi kabul edilmiştir. Birlik ülkelerinin elde ettikleri vergisizlik, vergi indirimleri de onların yanlarına kar kalmaktadır. Gerçi hoş! Avrupa Birliği uğrunda çıkarılan uyum yasaları doğrultusunda yakında kendimiz de yiyecek tarım ürünü bulamayacağız ama birliğe müracaat dahi etmemiş olan İsrail ve Kuzey Afrika ülkelerinden narenciye ve tarım ürünlerini alınırken, Türkiye’den hiçbir şey alınmayarak iktisaden çökmemiz için kasıtlı ve Yunanistan’ın arzusuna uygun şekilde davranmaktadırlar. Yine Yunanistan’ın arzuları dâhilinde kıta sahanlığının 12 mile çıkartılması Türkiye’ye dayatılarak Ege Denizi bir Yunan Gölü haline getirilmek istenmektedir.
Öte yandan yabancı sermaye çok elzemmiş gibi gösterilerek bu konuda da tavizler verilmiş, yabancıların Türkiye’ye yatırım yapabilmeleri için vergi muafiyetinin, gayrimenkul edinmelerinin ve kazandıkları paralarını yurtdışına rahatça kaçırabilmeleri için bir dizi önlemler alınarak, önleri açılmıştır.
YABANCI SERMAYENİN AMACI TÜRK’Ü KÖLELEŞTİRMEKTİR
Onlar kendi topraklarına sığamıyorlar. Biz ise kendi toprağımızı layıkıyla işleyemiyoruz. Bu nedenle işsizlik oranımız çok fazla ve işçilerimiz çalışmak için yurtdışına gitmek istiyor. Kapılarımızı sonuna kadar onlara açmamızı istiyorlar. Sanayi tesisleri kurup, sermayeyi ayağınıza kadar getiriyoruz diyerek yurdumuzda müştereken oturmak ve bizim gelişme imkânlarımıza ortak olmak istiyorlar. Kazandıkları paraları da yurt dışına kaçırmak için garanti istiyorlar. Çıkarılan yasalarla toprağımıza da sahip çıkıp, yarın bizi vatanımızdan kaçırmak istiyorlar. Ama şimdiden bu hilelerini söyleyip kendi oyunlarını bozamazlar. Bir müddet sonra bizi kurnazlıkla kovalayıp Orta Asya bozkırlarına göndermek nihai planlarıdır.
Zaten Hıristiyanlık Dini ve Papa ‘da bunu emrediyor. Ama şimdilik sanayi yatırımı yapıyoruz diyerek bizleri oyalamak işlerine geliyor.
Haçlı Seferleri’nin şimdilik ekonomik oyunlarla devam ettiğini bize açıkça anlatmak mecburiyetinde değiller. Bizim için sanayi tesisleri kurarak ebediyen köleleri olmamızı ve ölmeden sürünmemizi onların hizmetkârı olmamızı temin edeceklerinden hiç şüpheniz olmasın.
GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE
Peşkeş çekilen maden işletmelerimizi havada kapan yabancıların işçisi olarak çalışan köylülerin fotoğraflarını görme fırsatım oldu. Senelerdir ehil olmayan iktidarların elinde sefaletten kan ağlayan köylümüz senelerdir hasretini çektiği çamaşır makinesine sarılmış objektiflere gülümseyerek poz veriyor. Ve onu maden işletmesinde çalışarak aldığını söylüyor. Hal bu ki maden kendisine ait, yabancı firmalar onu işletiyor; köylü de onların kölesi… Peki, köylü bu madeni devleti ile ortak işletse ne olur? Değil çamaşır makinesini onun fabrikasını alır.
LİDER UFKU KADAR BÜYÜKTÜR
Bir tarafta vatandaşını göz göre göre yabancıların kölesi yapıp, süslü sözlerle onu kandıran, onu sefalet bataklığına sürükleyen, icra ettiği icraatlarla onun tarih sahnesinden silinmesinin yolunu açan iktidarlar ve liderler öbür tarafta kandırılmış çaresiz insanımız.
Peki, bu böyle mi gidecek? Bu duruma dur diyen bir lider çıkıp halkımızı kucaklamayacak mı? Elbette buna dur diyen birileri var. Pek tabi ki dış mihrakların aklı ile değil kendi akılları ile hareket eden liderler. Türk Milletini kurtarmak için inanıyoruz ki Türk’ün aklı ile Türk gibi, Atatürk gibi düşünen liderlere ihtiyacımız var.
Burak Evci--TUNALIM..
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
28/6/2009 - TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ BTP'DE
BTP’li belediyelere ziyaretler gerçekleştiren Prof. Dr. Haydar Baş, Konya’nın Yazla beldesinde yaptığı konuşmada, “Türk milletinin maddi geleceği de manevi geleceği de BTP’dedir” dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş son ekonomik gelişmeleri Konya’da değerlendirdi. Konya’nın BTP’li Yazla belediyesini ziyaret ederek çeşitli temel atma ve açılış törenlerine katılan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş burada halka seslendi. Konuşmasında memleketin sorunlarının çözümü konusunda plan ve proje ortaya koyan tek kadro BTP kadrolarıdır diyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Türk milletinin maddi geleceği de manevi geleceği de BTP’dedir” şeklinde konuştu. BTP Genel Başkanı Yazla’daki konuşmasında son ekonomik gelişmeleri de değerlendirdi. Tarım, tekstil ve sanayi gibi Türk ekonomisinin temel direklerinin çöktüğün ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş Türkiye’nin hızla uçurumdan aşağı düştüğünü söyledi.
Ekonominin e’sinden anlamıyorlar
Merkez bankası başkanı Durmuş Yılmaz’ın krizi tarif etmek için kullandığı tünelin uzunca ışık var ama bu araba farı da olabilir sözlerini hatırlatan haydar baş şöyle konuştu: “Ekonominin e’sinden haberi olmayan insanlar bir ülkede şayet gelip ekonomiye yön vermeye çalışırlarsa işte geleceğimiz netice de bu olur. Sen kalkıyorsun 1000 metrelik uçurumdan aşağıya kendini atıyorsun. Ben kalkıp sana, ‘senin sonun ölümdür’ diyorum. Bana nereden biliyorsun diye soruyorsun.”
Cebimizdeki para bizim değil
Çöken kapitalizmin karşısına Milli Ekonomi Modeli’yle tek alternatif olarak ortaya çıktıklarını ifade eden BTP Genel Başkanı Türkiye özelinde acilen yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Yapılacak olan iş, emeğimiz ve üretimimiz karşılığında milli paramızı devreye koymaktır. Şu anda 30 yıla yakın bir zamandan beri Türk milleti emeğinin karşılığı parayı devreye koyamıyor. Şu cebinde olan para sana ait değil haberin var mı? Evet, bunun üzerinde 50 Türk lirası yazıyor olabilir ama bu bize ait değil. Kime bu ait biliyor musunuz? ‘Hard Currency’ diye bir şey var. Bunu global ülkeler Türkiye’ye borç veriyor. Türk hazinesi bu yabancı parayı borç olarak alıyor ve bunun karşılığında Türkiye parasını basıyor. Bizim paramız o dövizlerin karşılığında basılan paralardır.”
ABD’nin çöküşü dolara bağlı
Milli ekonomi modelinin sadece Türkiye’nin değil ekonomik buhrandan çıkmak isteyen tüm toplumların tek çaresi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş Rusya’dan örnek verdi. Rusya başbakanı Vladimir Putin’in ekonomi danışmanı Prof. Dr. Victor Minin’in düzenlenen Milli Ekonomi Modeli kongrelerinden üçüne katıldığını ifade eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, Rus profesör Minin’le küresel kriz ve ABD üzerine yaptıkları bir konuşmayı ve sonuçlarını şöyle açıkladı: “Siz ABD’nin batmasını istiyorsanız -evet istiyoruz dedi- o zaman yapacağınız iş, milli paraları öne çıkaracak, doların dolaşımını kısıtlı hale getireceksiniz. Yani dolar Rusya’da, Çin’de ve Hindistan’da dolaşımda olmayacak. Ona beş on tane ülke saydım. Bu ülkelerde doları tedavülde devreden çıkartırsanız ve o ülkelerin milli paralarıyla ihracat ve ithalat yapmayı mecbur hale getirirseniz, dünya bunlara bakar, bu uygulama hayata geçer. Ondan sonra bakarsınız ki bir anda ABD’nin yıldızı sönmüştür. Rusya’ya döndüler ve bu konuşmadan bir hafta sonra Rusya Çin’le anlaştı. Dediler ki, bundan sonra ticaretimiz milli paralarımızla olacak. Biz sizden mal aldığımızda size Çin parası vereceğiz. Siz bizden mal aldığınızda bize Rus rublesi vereceksiniz. Analaşmanın içerisine Hindistan’ı da dahil ettiler. Şu anda Rusya merkezli dünya hayata geçirmeye başladı. Ulusal paraları ön plana geçecek ve doların ipini çekecekler. Eğer dolar çökerse ABD’nin de hayatı sona erer. O zaman ABD’nin dediği dedik olmayacak.”
TUNALIM...
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
20/6/2009 - SOSYAL DEVLET-MİLLİ DEVLET
"İktisat teorisi, istatistik, matematik ve enformasyonun gerçek sentezi olan çalışmasıyla Profesör Haydar Baş’a da bir Nobel ödülü gerekecektir. Bunda milli sistemi ve modeli mühim rol oynayacaktır."
Prof.Dr. Goulnur BALTONOVA
Kazan Devlet Üniversitesi
Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi; ve yine ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olmasının yanı sıra iç ve dış harcamalarını borçlanmadan temin edebilmesinin formülüdür. Bu yönüyle Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin ve milletlerin kalkınmasının ve ekonomik bağımsızlığının tek yoludur.
Eseri okumak için : Milli Ekonomi Modeli tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız.
Sosyal Devlet / Milli Devlet'in "vatandaşlık maaşı projesi" başta olmak üzere ve Sosyal Devlet projeleriyle bizim yapmak istediğimiz, "millet için devlet" anlayışının yeniden hayata geçirilmesidir.
Milli Devleti, diğer sistemlerle kıyaslanamayacak kadar farklı bir noktaya taşıyan, tezin gayesine ve merkezine insanın konulmasıdır. Bu tez, Türk medeniyetinin bütün insanlığa hediyesidir.
Eseri okumak için : Sosyal Devlet Milli Devlet tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız.
|
TUNALIM...
- The best bloopers are a click away
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
14/6/2009 - PROF. DR. HAYDAR BAŞ : ''OBAMA TİYATRO OYNUYOR...''
A.B.D. Başkanı Obama'nın Mısır'dan İslam dünyasına seslendiği, 'ESSELAMUALEYKÜM'le başlayan konuşmasını değerlendiren Prof. Dr. Haydar BAŞ ''OBAMA'NIN YAPTIĞI TİYATRODAN İBARETTİR; hiledir, yanlıştır ve yalandır.'' dedi.
Prof. Dr. Haydar BAŞ, ABD Başkanı Barack Obama'nın
MISIR'dan İSLAM DÜNYASIna seslendiği, 'ESSELAMUALEYKÜM'le başlayıp, ''Çocukluğumda EZAN sesiyle uyanırdım...''
şeklinde devam eden konuşmasını değerlendirdi.
Bu yeni taktikle hedefin, İslam dünyasının A.B.D.'ye karşı olan
refleksinin yok edilmek olduğunu ifade eden
Prof. Dr. Haydar BAŞ, bu ülkenin hali hazırda
AFGANİSTAN ve PAKİSTAN'da yaptığı saldırıları hatırlattı.
YAPILANLAR HİLE VE YALAN...
MISIR'daki konuşmasına 'ESSELAMU ALEYKÜM' sözüyle başlayan
Obama’nın yaptığının tiyatrodan ibaret olduğunu söyleyen
Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Demezler mi adama ki: MADEM SENİN DEDİKLERİN DOĞRUDUR; NEDEN SEN MÜSLÜMAN OLMADIN? 'ŞÜPHESİZ Kİ, ALLAH ÜÇÜN ÜÇÜNCÜSÜDÜR DİYENLER KAFİR OLMIŞTUR' diyor CENAB-I HAKK.
'Allah üçün üçüncüsüdür' diye kimler diyor?: Hıristiyanlar...
Obama hangi dine mensuptur?: Hıristiyanlık...
O zaman Obama'nın yaptığı TİYATROdan ibarettir, hiledir, yanlıştır ve yalandır. Bunlarla Müslümanları kandırmanın bir alemi yok ki.''
Prof. Dr. Haydar BAŞ, A.B.D. Başkanı'nın MISIR
konuşmasındaki sözlerinin, çok önemli bir proje kapsamında ifade edilmiş
olduğuna işaret etti. Prof. Dr. Haydar BAŞ şunları söyledi:
''Obama'nın böyle ifadeler kullanmasının manası: İslam dünyası BİZİM YAPTIKLARIMIZDAN ETKİLENMESİN, BİZE KARŞI ÇIKMASIN, HAREKETLERİMİZE MANİ OLMASIN, BİZE HOŞ BAKSIN, İYİ DESİN,
GÜZEL DESİN ve kendi içinden biz bunları yok edelim ve işgal edelimdir. Obama’nın sözlerini mantığı budur. Bu bir projedir.
Bu projenin içinde İSLAM DÜNYASININ İMHASI vardır, İLHAKI vardır.''
BATILILARDA MERHAMETE YER YOK...
Bu sözlerin ardından AFGANİSTAN ve PAKİSTAN'da A.B.D.'nin gerçekleştirdiği vahşi saldırıları hatırlatan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar BAŞ şunları söyledi: ''Peki, madem, bu batılıların medeniyetinde bu kadar merhamet var, şu andaki Afganistan'ın hali nedir?
Obama Mısır’da bu sözleri ifade ettiği gün Afganistan’da bir sürü olaylar oldu.''
MİLLET DE, SİYASET DE AYIKMALI...
Eski adı, 'DİNLERARASI DİYALOG' yeni adı, 'MEDENİYETLER İTTİFAKI' olan projeye de dikkat çeken BTP Genel Başkanı, Türkiye’nin Müslüman kimliğinden dolayı Avrupa Birliğine kabul edilmediğini ifade ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: ''Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz buyuruyor ki; 'Ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki, Hıristiyanlar kiler deliğine girse, fare deliğine girse ümmetim o deliğe girmeye çalışacak.' Öyle değil mi şimdi? Yahu adamlar seni kabul etmiyorlar. Kabul etmez. Bu bir kanundur. Aklını başına devşirsene. Milletin de bu noktada uyanması lazım siyasetin de.''TUNALIM.. .PROF. DR. HAYDAR BAS:''Obama is ...'' THEATER PLAY
A.B.D. Chairman of the Islamic world from Egypt to Obama'nın is called, 'The Professor ESSELAMUALEYKÜM'le start evaluating the speech. Dr. Haydar THE TOP THEATER''Obama'nın ibarettir; is cheating, and lying is wrong.''He said.
Prof. Dr. Haydar PER, U.S. President Barack Obama'nın
Egypt has called on the Islamic world, 'starting ESSELAMUALEYKÜM'le,''Childhood and would wake up with my voice ...'' Ezan
was ongoing in the form of speech.
With the goal of this new tactic, which the Islamic world against the United States
reflex is to be no expression of the
Prof. Dr. Haydar PER, the country's already
Reminded the attacks in Afghanistan and Pakistan.
Tricks and YALAN made ...
Speech in Egypt a 'ESSELAMU ALEYKÜM' words starting with
Which consists of saying that the theater is done Obama'nın
Prof. Dr. Haydar Baş has continued to speak as follows:
De man is not'': Made SEN DE what is RIGHT, WHY did SEN Muslim? 'Verily, Allah is the third of three that the unbelievers DE OLMIŞTUR' says Cenab-I RIGHT.
'Allah is the third of three' Who says so?: Christians ...
Obama is a member of what religion?: Christianity ...
At that time the theater is simply Obama'nın, is cheating, and lying is wrong. Muslims of the world does not cheat them.''
Prof. Dr. Haydar PER, A.B.D. Chairman of EGYPT
speech of the word, was expressed in a very important project
as was pointed out. Prof. Dr. PER Haydar said:
To use such expressions''Obama'nın meaning: the Islamic world will not be our Effect, U.S. opposition, the Movement for OLMA Mani, the U.S. HOŞ BAK, you are GOOD DE,
We have them in and they're pretty, too, and the occupation will let. This is the logic Obama'nın words. This is a project.
This project is the disposal of the Islamic world, has İLHAN.''
NO PLACE in the West to Mercy ...
Following this question the United States in Afghanistan and Pakistan has carried out violent attacks BTP Genel Başkanı Prof. reminders. Dr. PER Haydar said:''Well, seeing that, of this western civilization, have mercy on that, what is the current state of Afghanistan?
Obama words to express this in Egypt in the days when Afghanistan was a lot of events.''
MİLLET DE, POLITICAL DE AYIK should ...
The old name, 'DİNLERARASI DIALOGUE' new name, the 'Alliance of Civilizations' project that draws attention to the General Chairman of the BTP, Turkey's Muslim identity, because the European Union not to accept the statement that follows the words continued:''The Prophet Aleyhisselatü vesselam buyuruyor Efendimiz that' Ahir When such a time in which Christians enter the cellar hole, but the mouse into the hole to hole, but it will work my nation. " Not so now? Yahu men do not accept you. Kabul etmez. This is a law. Per devşirsene mind. At this point I need to wake up the nation's politics, too.''TUNA LIM...
_________________
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
5/6/2009 - BİZİM BAŞBAKANIMIZ GARİP ADAMDIR..
Bizim Başbakanımız garip bir adamdır:
“ İsrail devlet terörü uyguluyor” diyerek İsrail’i terörist ilan eder, sonra da aynı terörist devletin terörist faaliyetlerini daha güzel yapması için ihtiyaç duyduğu finansmana destek olarak altın tepsi içinde vatan toprağı ikram eder.
Bizim Başbakanımız garip bir adamdır:
Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına “Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye meydan okur, ardından adam öldürme sanatını büyük bir ustalıkla uygulayan İsrail’e, Başbakanı olduğu ülkenin sınırını teslim etmek için ülkeyi birbirine katar.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Ömrünün büyük bir bölümünü Siyonist sermayenin aleyhine konuşmalar yapmakla geçirir, ama son döneminde “paranın dini imanı yoktur” diyerek Siyonist sermayenin Türkiye’de hükümranlık kurmasına destek verir.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Kendi partisine oy veren Hataylı köylüler “Bizim de toprağa ihtiyacımız vardır, ne olur mayınlardan temizlenen araziyi bize verin, bizi fukaralıktan kurtarın” diye yalvarırken o, İsrail çiftçisinin fukaralıktan kurtulması için sınır toprağını İsrail’e verme hazırlığı içindedir.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Bir Başbakan olarak kendi köylüsünü “efendi, ağa, toprak sahibi” yapması gerekirken onlara “Buraları İsrail alırsa İzaklar çalışmayacak, Ahmetler, Mehmetler çalışacak” diye seslenir ve “Yeni ağanız İsrail’dir. Artık onun ırgatısınız!” demeye getirir.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir devlet (Afrika ve kabile devletleri dahil), hudut bölgelerini yabancı yatırım adı altında “patates, domates üretecekler, organik tarım yapacaklar” gibi saçma sapan gerekçelerle yabancılara devretmez, bizim başbakanımız bu “muazzam!” icraatını “para cıva gibidir!” gibi “çağlar üstü!” bahanelerle kamuoyuna izah etmeye çalışır.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
En önemli özelliklerinden birinin gür sesiyle şiir okumak olduğunun bilinmesiyle övünür. Bir yandan, İstiklal Marşı’nın “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/ Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” dizelerini okur öbür yandan o serhat boylarını İsrail’e vermekle gurur duyar.
Bizim “ dindar!” Başbakanımız garip bir adamdır:
Milli Güvenlik Kurulu’nda karşı karşıya oturduğu generallere “ filan parti başkanı tarikatçıdır ,dindardır, sakallıdır, niye onun üzerine gitmiyorsunuz” diyerek “bir Müslüman siyasetçiyi” şikayet eder, sonra da Yahudi İsrail’e 650 bin dönüm vatan toprağını 44 yıllığına hediye etmekte beis görmez.
BAK HACIM!..Uzun zamandan beri etkisinde yaşadığın papaz büyülerinden ötürü ve duman altı olduğun kilise tütsülerinden dolayı geldiğin–getirildiğin vahim noktayı anlamakta zorlanıyorsun.
Yarım asrı aşkın bir süredir senden “hizmet–himmet” diyerek para alan, adam yetiştiriyoruz diye caka satan kadronun bekledikleri adamları çoktan yetişmiştir. Bugün devletin her kademesinde, her köşe başında onların adamları vardır, yani senin paralarınla yetiştirilen adamlar…
İşte o adamların yönetmekte olduğu canım ülkemden her gün yürek burkan haberlerle sarsılıyoruz.
İşini–aşını kaybetmekten ötürü, borç batağına saplanmaktan ötürü cinnet geçiren ve aile katliamlarına imza atan katiller sayısı her gün artıyor.
Ecnebi cephelerinden gelen her emri baş tacı yapıp hemen uygulamaya soktukları için, ecnebi cephelerinden gelen bütün emirler de milletimizi kul–köle yapmaya yönelik olduğu için her geçen gün dik duruşunu kaybeden bir millet olma yolunda çok hızlı ilerliyoruz.
Bak hacım!
Senin paralarınla yetiştirilen adamların yönettiği canım ülkemden acılar ve sancılar hiç eksik olmuyor.
Bak hacım! Çeyrek asırdan beri bu milletin gencecik fidanlarını, sırf vatanı, sırf bayrağı, sırf namusu bekledikleri için acımasızca kurşunlayan alçaklar devletle masaya oturma aşamasına gelmişlerdir–getirilmişlerdir.
Dünün bebek katilleri bugün devlete emirler yağdırma noktasına gelmiştir ve emirleri sözcüleri tarafından meclis kürsüsünden ilan edilmektedir.
“Hizmet–himmet” diyerek topladığınız paralarla yetiştirilen adamlar, küresel güçlere teslim olmaya ayarlı yetiştirildiği için, okyanus ötesinden gelen emirlerin yerine getirilmesini takip etmektedirler. Hatta küresel eşkıyaların emirlerini tatbik noktasında yarışmaktadırlar.
Onların lügatında en başarılı adam, en başarılı yönetici, vatan ve millet düşmanları tarafından dayatılan sinsi planları millete en kolay hazmettiren adamdır.
Mayınlı arazileri temizleme meselesinde sergilenen yırtınmaları iyi takip etti isen fazla söze hacet yoktur. Ama hacım, senin paralarınla yetiştirilen ve bu “hizmetin” medya kısmında görev alan kalem ve kelam sahipleri de okyanus ötesinin yorumlarını sizlere hazmettirmekle görevli oldukları için sizin günleriniz de hazmetmekle geçiyor.
Bak hacım!
Gelinen nokta oldukça vahim ve bu eser sizin eseriniz.
Bilmem aklınızda mı bu toprağın bir de altı var, hesap var, kitap var…
Y.mesaj---TUNALIM...
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
18/5/2009 - TERÖRÜN ADINI KOYABİLMEK
Yaşanan son Diyarbakır Lice deki saldırıda şehit olan askerlerimizi de hayatlarının baharında vatanın kara bağrına gömdük. Dün olduğu gibi bugün de yarın da bu topraklar için canını verecek yiğitler var olacaktır. Eğer vatan olarak kalacaksak..!
Çünkü vatan olmanın, vatan kalmanın bir bedeli vardır. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki bu vatanın evlatları da vatanları uğrunda can vermeye devam edecektir. Şairin dediği gibi “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır”
Koltuklarında rahatça oturup, pervazsızca kahraman askerlerimiz hakkında yazılar yazan, sözler sarf eden, iftiralar atan, sinsi oyunlarla yıpratmaya çalışanlar olduğu ve olacağı gibi uğrunda canlarını seve seve verenler de yine askerlerimiz olmaktadır. Teröre karşı verilen kayıplara bakıldığı zaman cephede yapılan savaşlarda verilen kayıplardan daha fazla kayıplar verildiği görülmektedir.
Ve kayıplarımız gün geçtikçe artmakta, sözüm ona terörü önlemek için içerde ve dışarıda verilen tavizler diz boyunu aşmaktadır. Gelinen bu noktada devlet ve millet geriye dönüp yapılanları ciddi manada gözden geçirmek zorundadır. Yıllardır önlenemeyen bir terör varsa ve bu da gün geçtikçe hortlayarak(artarak) devam etmekteyse ortada bir yanlış vardır...
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde teröristlerin hain pususu sonucu askerlerimizin şehit edilmesi üzerine açıklama yapan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve şehitlerin ailelerine baş sağlığı diledi. Türkiye üzerinde oynanan küresel oyunlara dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyledi. Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan bir an önce kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, terörün kökünün kazınması için “Baba Devlet” anlayışının hayata geçmesi gerektiğini konuşmasında dile getirdi.
Prof. Dr. Haydar Baş, BOP projesinin temel amacını açıkladı. “BOP’un asıl hedeflerinden birinin bölgede Kürt devleti kurulması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baş, “Bunu Kürt halkı mı istiyor? Hayır... Onların ilgisi yok... Batılı güçlerin asıl amacı 1980’dan önce yaptıkları gibi Türkiye’de iç savaşmak çıkartmaktır” dedi. Terörün kaynağının dışarıda olduğunu da dile getirdi.
“Bu topraklarda gözü olanlar bizi birbirimize düşürmek istiyor” diyen Prof. Dr. Haydar Baş sinsi planın nasıl uygulandığını da tüm ayrıntılarıyla anlattı. Prof. Baş yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yuvalanan misyonerlerin fitne tohumları ekerek bu bölücülük ve ayrımcılığı körüklediğine dikkat çektiği konuşmasında, “Bu tohumlar milleti bölme, parçalama ve de bu milleti birbirine düşürme tohumlarıdır” dedi. AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Demokrasi havarisi geçinenler bilsinler ki, bu yutturmacaları millet asla yutmaz. Burada hedef yüce Türk milletidir, Türk toplumudur, devletidir ve coğrafyasıdır. Aklımızı başımıza devşirelim.”
Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “insanlar kendi memleketlerinde geçimlerini sağlayabilmeli” şeklinde konuştu. “İnsanımız gidip de parayı sadece İstanbul’da kazanmayacak veya Ankara’da kazanmayacak. Nerede kazanacak? Diyarbakır’da da kazanacak, Muş’ta da, Antep’te de kazanacak” diyen Prof. Dr. Baş, “İşte devlet, bu imkânları vatandaşının önüne koyabilen güçtür. Bunu yapabilen adama ne denir? Devlet adamı ve siyaset adamı denir. Bunu yapamayan adama da hiç bir şey denmez” şeklinde konuştu.
Bugünden tezi yok, Sayın Baş’ın sözlerine gerek Ankara gerek milletimiz kulak vermeli, geçen zamana ve kaybettiğimiz vatan evlatlarına yazık olmaktadır.
TUNALIM...
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
18/5/2009 - TERÖRÜN PANZEHİRİ BABA DEVLETTİR
| Diyarbakır’da 9 askerimizin şehit edilmesi üzerine açıklama yapan Prof. Dr. Baş: “AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasalar terörü azdırıp bu noktaya getirmiştir”
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde teröristlerin hain pususu sonucu 9 Mehmetçiğimizin dün şehit edilmesi üzerine açıklama yapan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve şehitlerin ailelerine baş sağlığı diledi. Türkiye üzerinde oynanan küresel oyunlara dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyledi.. Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan bir an önce kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, terörün kökünün kazınması için “Baba Devlet” anlayışının hataya geçmesi gerektiğini konuşmasında dile getirdi.
Terörün destekçileri görülmeli
Konuşmasında, “PKK tetikçi, tamam ama azmettirici, tetiği çektiren kim? Türkiye’nin güneyinde devlet kurduran irade hangisi? Bunlarla işbirliği yapanlar kimler?” diye soran BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, BOP projesinin temel amacını açıkladı. “BOP’un asıl hedeflerinden birinin bölgede Kürt devleti kurulması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baş, “Bunu Kürt halkı mı istiyor? Hayır… Onların ilgisi yok… Batılı güçlerin asıl amacı 1980’dan önce yaptıkları gibi Türkiye’de iç savaşmak çıkartmaktır” dedi. Terörün kaynağının dışarıda olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Birileri bu topraklar üzerinde yaşayan insanları buradan çıkartmak istiyor. Niçin? “Biz bu topraklarda yaşayan insanları buradan çıkaracağız ve buraları kendimize vatan yapacağız” diyor. Bir tanesinin niyeti bu. Diğerinin niyeti ne? Bu coğrafyada senin rahatın olmaması lazım ki, iki yakan bir araya gelmesin ve kendisi için beklediği tehdit unsuru olmasın.”
Hedefte devlet ve millet var
“Bu topraklarda gözü olanlar bizi birbirimize düşürmek istiyor” diyen Prof. Dr. Haydar Baş sinsi planın nasıl uygulandığını da tüm ayrıntılarıyla anlattı. Prof. Baş yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yuvalanan misyonerlerin fitne tohumları ekerek bu bölücülük ve ayrımcılığı körüklediğine dikkat çektiği konuşmasında, “Bu tohumlar milleti bölme, parçalama ve de bu milleti birbirine düşürme tohumlarıdır” dedi. AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Demokrasi havarisi geçinenler bilsinler ki, bu yutturmacaları millet asla yutmaz. Burada hedef yüce Türk milletidir, Türk toplumudur, devletidir ve coğrafyasıdır. Aklımızı başımıza devşirelim.”
Fakirlik terörü besliyor
Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “insanlar kendi memleketlerinde geçimlerini sağlayabilmeli” şeklinde konuştu. “İnsanımız gidip de parayı sadece İstanbul’da kazanmayacak veya Ankara’da kazanmayacak. Nerede kazanacak? Diyarbakır’da da kazanacak, Muş’ta da, Antep’te de kazanacak” diyen Prof. Dr. Baş, “İşte devlet, bu imkânları vatandaşının önüne koyabilen güçtür. Bunu yapabilen adama ne denir? Devlet adamı ve siyaset adamı denir. Bunu yapamayan adama da hiç bir şey denmez” şeklinde konuştu.
Terörün panzehiri baba devlettir
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu icraatların Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan sosyal devlet projeleriyle hayata geçebileceğini ifade etti. BTP iktidarı döneminde vatandaşlık maaşı, ev hanımlarına maaş ve çocuk maaşı gibi projelerin devreye koyulacağını ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, “bu şekilde devlet baba olacak ve evlatlarını dağa çıkarmayacak” dedi. “Biz inşallah, gücü kuvveti milletimizle beraber elimizde bulundurduğumuz gün göreceğiz ve göreceksiniz ki, bütün bunlar hükümsüz kalacak” şeklinde konuşan Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Bizim derdimiz vatan, millet ve devlettir. Bunu korumaya mecburuz. Niye? Bak benim oğlum ölüyor.. Senin kardeşin ölüyor. Onun torunu şehit oluyor. Biz bunu önümüze koyup tartışmazsak, yapılması gerekenlere yapmaya teşebbüs etmezsek, yeminle konuşuyorum Allah belamızı verir. Bu vatan öyle kolay kolay bize hediye edilmedi.”
Terörü söküp atacağız
BTP’nin ortaya koyduğu plan ve projelerle ülkeyi düze çıkaracaklarını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, BTP iktidarında her Türk vatandaşına verilecek vatandaşlık maaşıyla ‘Bu ülkeden terörü ve anarşiyi de biz söküp atacağız’ diye konuştu. BTP Genel Başkanı şunları kaydetti: “Ben Türk vatandaşıyım diyen herkes vatandaşlık maaşı alacak. Dağa çıkan eşkıya bu parayı almak için şehre inip, ‘Ben Türk vatandaşıyım’ der mi demez mi? İşte terör böyle çözülür. Terörü çözmek istiyorsan eşkıyayı aşağı indirip adam edeceksin. Eğitip, cebine para koyacaksın, sırtını giydireceksin. Türkoğlu Türk yapacaksın. Bunu yapacak olan sadece ve sadece BTP iradesidir.”
|
(STATE TERRORISM is the antidote BABA)
9 soldiers in Diyarbakir to comment on our martyrs who Prof. Dr. Per: “EU integration and more democracy is not well off and to this point the law has brought terror”
Diyarbakir’s Lice district, as a result of the terrorist ambush of the traitor to be a martyr comment on yesterday’s 9 Mehmetçik the Independent Turkey Party (BTP) General Chair Prof.. Dr. Haydar Baş, head of the Turkish Armed Forces and their families health şehit wished. Drawn attention to the global game played on Turkey Prof. Dr. Haydar Baş, EU integration and more democracy in the interests of the law had brought terrorism to this point and said less .. Of the economic hardship of the citizens in terror, and therefore all of the citizens are fed hunger, poverty and a need to be rescued as soon pointed out that the BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Baş, starving the roots of terrorism, the “father state” approach is needed to move to the error was expressed in speech.
Supporters of terrorism should be seen
Speaking of “hit the PKK, okay, but before the fact’s, who is pulling the trigger? Turkey to the south of the state to establish what will? Who cooperate with them? “Asked the BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Haydar Baş, the BOP has the main purpose of the project. “Bop’s actually one of the goals is the establishment of Kurdish state in the region underlines Prof.. Dr. Head, “Do I want the Kurdish people? No … They had nothing to do with … The main goal of Western powers such as Turkey in the civil war 1980′dan ago to remove, “he said. The source said that the terror out of the General Chairman of the BTP said: “Someone on this land, people here would like to remove. Why? “We live in this land and the people going out of here in our own homeland where we will do,” he says. One of the intentions. What other’s intentions? You should not be comfortable in this part of that, both ends of a call and they wait for you to come to the element can be threatened. ”
Target has the state and nation
“This land is in the eye that wants to reduce us to each other” said the Professor. Dr. How insidious plan that has been applied Haydar Baş told all the details. Prof. Per year since the East and Southeast regions of the missionaries who nested in the seeds of sedition and added this bölücülük attention to fan discrimination in the speech, “The seeds of the divide the nation, and in parts of this nation are to each other, dropping the seed,” he said. EU integration and more democracy in the interests of the law to this point to say that terrorism and Prof. less. Dr. Per said: “Democracy delayed disciple who would know, never buy this does not hype the nation. Lofty goal here is the Turkish nation, Turkish society, it is the government and geography. Let us devşir our minds. ”
Poverty is feeding terrorism
Of the economic hardship of the citizens in terror, and therefore all of the citizens are fed hunger, poverty and pointed out that need to be recovered from the BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Back to “be able to provide people living in their own country” was in the form. “People go and the money we will not only win in Istanbul or in Ankara will not win. Where will win? Will win in Diyarbakir, Mus in, will win in Antep, “said the Professor. Dr. Head, “That the state, it is difficult to put opportunities in front of citizens. What is man that can do this? Government and politics, man is man. You can not do any thing that man will not be “talked into.
The antidote is the father of terror states
BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Haydar Baş, these acts of the National Business Model project in the state of social life was expressed may be. BTP power of wages in the period of citizenship, such as housewife and wage and salary child will be put into projects that Prof. expression. Dr. Haydar Baş, “will be the father and son in this way the state does not remove the mountain,” he said. “We hopefully, force strength of our nation and together we are going to see the day we will see that all this will be void” as Prof. speaking. Dr. Per said: “Our worry about our homeland, nation and state is. We are obliged to protect it. Why? Look, my son is dying .. Your brother is dead. He is the grandson of the martyr. We do not discuss it and put us, we do not attempt to do that needs to be done, talking with an oath God gives us trouble. This home is not a gift to us so easily. ”
Terror and we will unravel
Revealed that the plans and projects BTP’nin country level, the Professor would be removed. Dr. Haydar Baş, BTP power to grant citizenship to all Turkish citizens to pay ‘terror and anarchy in this country and also we will dismantle’ I was talking. BTP President made the following: “I am a Turkish citizen who says everyone will pay citizenship. The mountain to get this money out thug in the city, ‘I am a Turkish citizen’ does not in der? That terrorism can be solved like this. If you want to resolve the terrorist thug and a man going down. Trained and put money in your pocket, you will be put back. Turkoglu Turk you will. That will do this is only the will BTP. “ TUNALIM….
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
8/3/2009 - TÜRKİYE'Yİ AYAĞA KALDIRACAK ÇÖZÜM VAR.
Vatandaş AKP’ye ve adaylarına, iki dönemden beri işbaşındasınız, bugüne kadar neredeydiniz, niye yapmadınız diye soruyor? Sormaya devam edecek!
Vakıa bu olunca, Erdoğan cevap veremiyor.
Sarılıyorlar CHP’ye, sarılıyorlar Baykal’a… CHP’yi ve Baykal’ın çıkışlarını, millete karşı yine “korku sopası” olarak kullanıyorlar, “kum torbası” olarak kullanıyorlar.
CHP de, kendilerine ait hiçbir projeleri bulunmadığı için, bu oyuna razı…
Günleri nasıl geçirecekler?!
CHP’yi IMF, AB ve ABD çizgisinden kurtaracak ne paketi var?!
CHP, maalesef M. Kemal Atatürk’ün CHP’siz değil ki…
CHP, maalesef “6 ok”un ifade ettiği tüm değerleri yitirmiş; 6 okun sadece resmi ve ismi kalmış!
Erdoğan da fırsattan istifade ediyor; Denize düştü Baykal’a sarılıyor!
Erdoğan’ın, Baykal’ı kum torbası olarak kullandığı şu konuşmalarına bakın Allah aşkına:
Bana maganda diyor! Bana külhanbeyi diyor! Adam olmadın diyor! Ben cevap vermem, siz cevap verin ey halkım! Benim seviyem, edebim ve okuduğum okul buna müsaade etmez…
Siz cevap verin Baykal’a!
Mahkemeye vereceğim…
Erdoğan’ın seviyesinin müsaade etmediği işi temizlemek vatandaşa kalıyor…
Bakın şu demokrasi işine!
Tamam… Vatandaş bu işi temizlesin de, siz ne yapacaksınız AKP hükümeti olarak, AKP belediyeleri olarak, ondan haber ver sayın Erdoğan, dediğiniz zaman; rengi değişiyor, nabız düzeni bozuluyor, tansiyonu yükseliyor.
İş yok, aş yok…
İşsizler ordusu için ne yapacaksınız?
Tarım köylüsü için, çay müstahsili için, fındık, narenciye, buğday, fıstık, kayısı üreten ne diyorsunuz?!
Sanayici için, batan şu kadar esnaf için, bir lokma ekmeğe talim eden milyonlar için ne yapacaksınız?
Ses yok, proje yok, çözüm yok…
Bahane aynı nakarat; ne yapalım, küresel kriz var…
Adım atacak takat yok!
Madem adım atacak takatınız yok, yapacağınız bir şey yok; ne diye Yasama ve Yürütme koltuklarını meşgul ediyorsunuz!? Boş yere 9-10 milyar maaş almak için mi?!
Milletimiz size o maaşı başka yerden verir, lütfen sahibine terk edin, çözümü olan bırakın o koltuğu…
Çözümü olan var mı? Var.
<<<<<<<>>>>>>>
Citizens and candidates to the AKP, since the job are two periods, until today, where were, why did they ask? Will continue to ask!
This is fact, and Erdogan can not satisfy.
CHP is a hug to hug ... to the CHP and Baykal Baykal is out of the nation against the "fear of a beating" is used as a "punching bag" is used as.
CHP also has its own does not belong to any project, consented to this game ...
How to spend the day?
CHP and the IMF, the EU and the U.S. will recover from what the package has a line?
CHP, unfortunately, M. Kemal Ataturk's CHP is not ...
CHP, unfortunately, "6 ok" the phrase that has lost all value; 6 read only image and name have been!
Erdogan is also the opportunity to benefit from, the sea fell to Baykal is wrapped!
Erdoğan, Baykal then used as a punching bag for the love of God, see the following conversation:
I say maganda! I say rough! Adam never said that! I do not give answers, you answer me O people! I level, I read literary and the school does not allow it ...
Baykal you to answer!
I will give to the court ...
Erdogan's level does not permit citizens to work to clear the remaining ...
See this democracy to work!
Okay ... the citizens of this work are clear, and you'll do as the AKP government, the AKP municipalities, as Mr Erdogan tell him, also at any time, color changes, the pulse order is damaged, blood pressure is rising.
Job No, do not exceed ...
The army will do for the unemployed?
For peasant agriculture, for müstahsil tea, nuts, citrus, wheat, peanut, apricot producing what are you talking about?!
For industrialists, who sets these up for trades, for a morsel of bread to the millions who practice what you gonna do?
No sound, no project, no solution ...
Excuses, the same refrain, do we have the global crisis ...
No strength to step!
Since no steps to takatınız, nothing to do what they would be busy with the legislative and executive seats? Is it in vain to get the salary 9-10 billion?!
Our nation will give you the salary from elsewhere, please get them to leave, we leave it with a seat ...
Do you have a solution? There is.
Tunalım...
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
23/2/2009 - BTP'DEN YALAN HABERE TEPKİ
Çözümü ve projesi olan tek parti biziz
ATV’de dün akşam yayınlanan “CHP’nin kadirileri” başlıklı haberde Bağımsız Türkiye partisi ve lideriyle ilgili olarak ortaya atılan idialara BTP’den tepki geldi.
Yapılan yazılı açıklamada BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş’ın kimliği, kişiliği ve eserlerine dikkat çekilip yayınlanan haberin tamamen uydurma ve maksatlı bir haber olduğu belirtildi, İşte BTP genel merkezinden yapılan açıklama...
Hükümete yakınlığıyla bilinen bir işadamının devlet kredisi ile aldığı ATV kanalında, Bağımsız Türkiye Partisi ile Kadiri tarikatı arasında bir bağlantı olduğu yolunda haber yapıldı.
Öncelikle belirtmekle isteriz ki, Bağımsız Türkiye Partisi ve sayın lideri Prof. Dr. Haydar Baş bey, keşke uydurma ve hiçbir haber niteliği olmayan bir şekilde gündem edilmeseydi. Zira kendisi, dünya iktisat tarihinde çığır açmış bir ilim adamıdır.
Tüketim eksenli tek analiz olan Milli Ekonomi Modeli isimli tezi bugün ABD, Rusya, Almanya, Çin, Yunanistan, Vatikan, Venezüeala v.s 42 ülkede bazı kuralları ile hayata geçirilmiş ve küresel krize çare olarak uygulanmaktadır.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın tezi dünyanın önde gelen iktisat sitelerinde kapitalizm ve sosyalizmden sonra üçüncü büyük ekonomi tezi olarak “Internatıonal Model of Haydar Bas” ifadesiyle yeralmaktadır.
Bu model ile ilgili olarak, Azerbaycan’da, Almanya’da ve 4’ü Türkiye’de olmak üzere 6 uluslararası kongre yapılmış, bunlara katılan yüzlerce ilim adamı ve iktisatçı ülkelerinin yaşadığı, ekonomik krizin çaresini Milli Ekonomi Modelinde bulduklarını anlatarak, dünyanın ekonomik buhranını halledecek tek ekonomik sistem vardır, bu da Haydarizm demiştir.
Bu kongrelere Hollanda’dan katılan Amsterdam Üniversitesi öğretim üyesi, Cornelia Versteegh, “AB şayet yaşamak istiyorsa Prof. Dr. Haydar Baş’ın sosyal devlet anlayışına dönmek zorunda” itirafında bulunmuştur.
Bugün Türkiye’de işsiz sayısı son bir ayda 524 bin artmıştır. % 466 bütçe açığı ile uçuruma yuvarlanan Türk ekonomisi ortada iken, dünyanın çözüm olarak yöneldiği Milli Ekonomi Modelini ısrarla gizlemeye çalışmak aslında Türk Milleti'ni içinde bulunduğu krizde batırmak demektir. Yani bunların maksadı bu Milleti batırmaktır.
Sayın Baş’ın ilmi kariyeri ve görüşleri pek çok üniversite öğrencisine doktora tezi olmuştur.
Bir siyasi parti lideri de olan sayın Baş, siyasete şahsi itirasları için girmemiştir.
Milli Ekonomi Modeli ve bunun uygulanacağı devlet modeli olan "Sosyal Devlet Milli Devlet" tezlerinin sahibi sayın Baş, 30 yılı aşkın bir zamandır birlik beraberlik, devlet-millet kaynaşması ve sivil-asker birliği demektir.
Türk Milletinin birliğine ve beraberliğine hizmet etmenin Türk Devletinin bekası için şart olduğunun her fırsatta altını çizmektedir.
Kısaca, Türk Milleti'nin birliğine ve beraberliğine hizmet etmenin Türk Devletinin beksı için şart olduğunun her fırsatta altını çizmektedir.
Kısaca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Atatürk’ten sonra görüşleri dünyaya malolmuş ve dünya ilim adamlarının kendisini taklit ettiği, ayakta alkışladığı ilim adamı Prof. Dr. Haydar Baş’tır.
İlmi kariyerinde altın madalyalarda dahil pek çok ödül almış, bilim adamı, siyasetçi, kültür adamı, yazdığı onlarca eserle Türk ve dünya insanlığına tez ve doktrinleriyle hizmet eden böyle bir insanı, hiç bir çalışmasında gündem etmeyen medlanın onu “tarikatçı” gibi şu anda mevcut dahi olmayan bir kuruma mensubiyet ile karalamaya çalışması sadece bu haberi yapanların art niyetini ortaya koymaktadır.
ATV televizyonu ve medya grubu, bu millet bu saatten sonra bunlara kanmaz.
Üstelik sizlere şunu hatırlatmak isteriz ki, kendisine daha önce de atılan bu tarz itiraflara karşı sayın Baş, açtığı tüm davaları kazanmıştır.
Böylesine maksatlı bir haber ve yapılan iş tamemen suçtur.
Başlattığı siyasi hareketin halk tarafından kabul gördüğü bu günlerde, olayları saptırıp bu güneşi gizlemeye çalışanlar taşıdıkları sui-niyetin kurbanı olmaktadır.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın Atatürkçü ve dindar kimliği ile laik, demokratik, hukuk devleti açılımı; kaba softa ham yobaz din ve devleti karşı karşıya getiren siyasilerin korkulu rüyası olmuştur.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın yıllardan beri dini ve milli bütünlüğümüze sahip çıkarak, devletin ve milletin, sivil ve askerin beraberliğini savunarak yaptıkları, Türkiye üzerine hesabı olan tehdit unsuru siyasileri korku ve dehşete düşürmektedir.
Türkiye’de Türküm diyemeyen, Gürcistan’da gürcüyüm diyen siyasilerin korktukları liderdir Prof. Dr. Haydar Baş.
İşte bu korku bu yalan haberleri yaptırmaktadır.
Türkiye’de halen müesses manada hiç bir tarikat bulunmazken ve de hukuki varlıkları sona erdirilip, iddiası suç teşkil eden hayali unsurları gündem ederek, siyasi rant peşinde koşanların içine düştükleri acıklı hal ortadadır.
Bunlar son zamanlarda Prof. Dr.. Haydar Baş’ın Türkiye’de ve dünyada yükselen grafiği karşısında paniğe kapılanların başvurdukları iftira kampanyalarıdır.
Yoksa tarikat isminden istifade ile 900 insanı partilerine üye yapanlar, çarşaf ve Kur’an kursu açılımı ile siyaset çizgisini değiştiren partiler dururken, bugüne kadar Devletin temel nizamını değiştirmeyi amaçlayıp anayasa mahkemesinden ikaz alanlar varken, yine bu anlayışla şiirler okuyup sabıkalı olanlar dururken, ekranlarda salya sümük ağlayarak Milletin kimyası ile oynayanlar, sağlık bahanesiyle yurtdışına kaçıp kendilerine haçlı mezarlığında yert ayırtmışken, Türkiye’de siyaset ve siyasetçi için haber niteliğinde çok sayıda gerçek malzeme vardır.
Bir gözünü kapamış, öbürünün önüne çöp koyan medya, kör, sağır dilsizi de oynasa Prof. Dr. Haydar Baş’ı eninde sonunda doğdru olarak ekrana taşımak zorunda kalacaktır. Dünya bunu yapmaktadır, medyamız da yapacaktır.
Bu vatan bizimdir, bizim kalacak
BTP Genel Merkezi |
TUNALIM...
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
22/2/2009 - ÜLKELERİ YIKMANIN 2 YOLU
TÜRKİYE üzerinde büyük oyunlar oynanıyor.Ülkede düşman kamplar yaratılırken bir yandan da hızla borçlandırılıyoruz.
Osmanlı İmparatorluğu kurulduğu tarih olan 1299'dan, 1854 yılına kadar, 557 yıl tek kuruş borcu olmadan yaşamıştı.
Tarihteki ilk borcunu 1854 yılında İngiltere'den alan Osmanlı Devleti'nin borcu daha sonraki yıllarda çığ gibi büyüdü, bir süre sonra borçlarının faizini bile ödeyemez duruma geldi.
1874'te iflas başlamıştı... 1881 yılında Avrupa devletlerinin temsilcilerinden oluşan Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar) idaresi kuruldu. Osmanlı Devleti'nin gelirlerinin ve borçlarının denetimi yabancıların yönetimine bırakıldı.
Koca imparatorluk, ilk borcu aldığı tarihten 68 yıl sonra battı.
Osmanlı İmparatorluğu'nun küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti de şimdi, iç ve dış düşmanların ortak saldırıları ile karşı karşıya.
Ülkeleri yıkmanın iki yolu vardır.
Amerika Birleşik Devletleri'nin ikinci Cumhurbaşkanı John Adams (1735-1826) iki yüz yıl önce bunu tek cümleyle özetlemiş ve:
"Bir ulusu çökertmenin ve köleleştirmenin iki yolundan birisi kılıçla, diğeri ise borçladır!" demişti.
Türkiye'yi silahla bölemeyeceklerini anlayan düşmanlar, ikinci yolu seçtiler: Aşırı borçlandırmak!
2002 yılında toplam 218 milyar dolar olan iç ve dış borçlarımız bugün özel sektörün borçlarıyla birlikte 500 milyar dolara doğru tırmanıyor. İlhan Kesici'nin dediği gibi; "Başbakan dahil, hiç kimse işin vahametinin farkında değil!"
Aşağıdaki sözler ünlü ekonomist John Perkins'in "Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" adlı kitabı için verdiği konferanstan alınmıştır.
Perkins tüm dünyaya acı bir itirafta bulunuyor ve diyor ki:
"Biz ekonomik tetikçiler, küresel imparatorluğun yaratılmasında gerçekten sorumlu olanlarız ve birçok farklı şekilde çalışırız. Belki de en sık kullanılanı, öncelikle şirketlerimize uygun kaynakları olan ülkeleri bulur ve gözümüzü üstlerine dikeriz, petrol gibi... Ardından Dünya Bankası veya onun kardeşi başka bir organizasyondan o ülkeye büyük bir kredi ayarlarız.
Fakat para asla gerçekte o ülkeye girmez.
Ülke yerine o ülkede projeler yapan kendi şirketlerimize gider.
Enerji Santralları, sanayi alanları, limanlar... Bizim şirketlere ek olarak, o ülkedeki birkaç zengin insanın kár sağlayacağı şeyler.
Bunlar toplumun çoğunluğuna yaramaz. Yine de insanlar, yani bütün ülke, bu borcun altına sokulur. Borç onların ödeyemeyecekleri kadar büyüktür ve bu da planın bir parçasıdır, geri ödenmesi imkánsızdır.
Ardından, biz ekonomik tetikçiler gidip onlara deriz ki: Dinleyin, bize bir sürü borcunuz var, borcunuzu ödeyemiyorsunuz. O zaman kaynaklarınızı şirketlerimiz için ucuza satın.
Ülkenizde askeri üs kurmamıza izin verin veya askerlerimizi desteklemek için dünyanın bir yerine asker gönderin... Ve sözümünden dışarı çıkmayın!"
John Perkins haklıdır. Tarih, aşırı borçlanmanın esarete dönüştüğünü ve sonunun toprak tavizi olduğunu gösteriyor. Artık toplum olarak uyanmamız gerekmiyor mu? ....R.Turan..Hürriyet TUNALIM..
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
21/2/2009 - DİLİ KATRAN
Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne inanmış, toplumun milli ve manevi değerleri ile Anayasa’nın Genel Esaslar kısmında yer alan ilkelere, demokratik kurallara ve kişi haklarına uygun olarak yüce milletimizin birlik ve beraberliği için ilmi fikri ve siyasi mücadele veren, devletinin ve milletinin menfaatlerini öne alan bir yaklaşım ile çözümler üreten bir bilim adamı ve siyasi liderdir. Prof. Dr. Baş birçok Uluslararası kurum ve kuruluş tarafından, bilime, ekonomiye, insan haklarına, dünya barışına ve iletişime bulunduğu katkılardan dolayı pek çok ödüller ile taltif edilen, tüm dünyaca tanınan seçkin bir şahsiyettir. Aynı zamanda ‘Milli Ekonomi Modeli’ “Sosyal Devlet Milli Devlet” adlı bilimsel tezleriyle, ekonomi alanında, sahasının uzmanı ekonomistler tarafından Nobel ödülüne aday gösterilen ve bütün dünyanın kabul ettiği ünlü bir ekonomisttir.
Müslümanlar birbirini yıkayan iki el gibidirler. Gel gör ki Müslüman geçinen bir takım zevat haddini aşmakta pervasızca dine,devlete ve bunun gerçek sahibine müteaddid defalar saldırmaktadırlar.Saldırının da bir edebi ve mesneti olması gerekirken yaptıkları iftiradan öteye geçememektedir.
Dinlerarası Diyalog sürecinden sonra hedef değiştirip, hedef tahtasına adeta Prof.Dr. Haydar BAŞ'ı oturtmaya çalışmaktadırlar.Bu yayın kuruluşlarının muhafazakar kesimi temsil ettiğine kesinlikle inanmıyoruz.Zira bunlar evrimlerini tamamlayarak ABD'nin Ilımlı İslam kanadının temsilcisi haline gelmişlerdir. Dili Katran da Ergenekonculardan bahsederken "Bizim ılımlıların içinde varlar," diyerek şecaat arz ederken,sirkatini söylemektedir..
Dimağı meşgul, aklı ve fikri karışık , beynini kiralamak zor iş olsa gerek... Yazısının ilk bölümlerini alın son bölünleriyle karşılaştırın. İlköğretim de eğitim gören suç işlemiş çocukların savunmasına benziyor. Kendi işlediği suçları başkasının üzerine yıkmaya çalışırken kendini ele veriyor akabinde de suçu işleyene hakaret eder gibi bir tavır içerisine giriyor.
Kişi kendinden bilir işi.Bu veciz söz bu makalenin kilit cümlesi...
Kuran okuyup, cumartesi günleri Havra da ayin yöneten Hahamlar,Kiliselerin bodrumlarında risale okuyan papazlar nurculuk dininin, ılımlı İslam projesinin mümessilidirler.Haydar Hoca ile birlikte olanın kilisede havrada işi ne ? Dimağlara üç hak din inancını, çifte dinliliği aşılayanlar sizlersiniz.
Lawrence'nin de sizin de üstlendiğiniz misyon aynı...Lawrence'nin de amacı bu milletin itikadıyla oynamaktı sizinde.Diyor ki herkesten şüphelenmeyin ama aramızda binlerce Lawrencelar var.Hedef saptırıyor.Kimden şüphelenmeyelim ? Mesela senden mi ? Sen korkma eğer senin yazdıklarını kaale alacak kadar ferasetsizler varsa kesinlikle senden şüphelenmek akıllarının ucuna bile gelmez.
Beyinlerin fahişeleşmesi çok daha kötü bir olaydır.Hele basın mensuplarında bu olay vücut bulursa medya maymununa döner insan...Söylemleri arasında uçurum oluşur.Sonra da nasıl kıvıracaklarını şaşırırlar.Daha rezil bir haldir.
Adı geçen makalede “Sakın aklınızı kiraya vermeyin, söylentilere kanmayın. Dedikodu, iftira ve gıybetten sakının, fasıklar size bir haber getirdiklerinde ihtiyad edin! Fitne zamanıdır.” Diyen yazarın kendisi bir duyumla hareket etmekte, ortaya herhangi bir delil veya belge koyamamakta, söylentiye göre hareket etmekte, iftira ve gıybet etmekte, mesnetsiz bir iddiayı milyonlarla paylaşmaktadır. İddia ettiği ve salık verdiği hakikatlerin hiçbirini kendisi yaşamamaktadır. Bumerang misali yazısı şahsını ihbar etmektedir.Tabi ki akıl sahibi olanlar ve düşünenler için. Başfitneci kendisidir. Bukalemun karakteri ile Müslüman gibi görünüp Müslüman’a saldırmaktadır
Prof. Dr.Haydar Baş’ı gölgelemeye ve karalamaya çalışanlar, hakikatte Türk Milletinin milli uyanışına, bilinçlenmesine sekte vurmaya çalışmaktadırlar. Çünkü Prof. Dr. Baş’ın tüm hayatı ve mesaisi, devletin–milletiyle bölünmez bütünlüğünü sağlamak, devletimizin, milletimizin başına örülmeye çalışılan tuzakları deşifre etmek, mukaddes vatanımızın ecnebilere satılmasına engel olmak, gönderden bayrağımızın inmemesini temin etmek, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletimizin ilelebet payidar kalması için milli çözümler üretmekle geçmiştir, geçmektedir.
Burak Evci--TUNALIM...
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
21/2/2009 - TÜRKİYE'DE FARKLI OLAN YALNIZ ''BTP''
Türkiye bugüne kadar çok seçim yaşadı.
Bazen erken seçim oldu.
Bazen de zamanında.
Bu seçimler Türkiye’de iktidarları götürdü, yenilerini getirdi.
Ama değişen sadece yüzler oldu.
Eskiyen ve adeta köseleye dönen suratların yerine yeni cilalanmış olanlar vitrine sürüldü.
Millet ABD, AB ve IMF cilasıyla parlatılmış olan bu yeni yüzlerin aslında yüzsüz ve yolsuz olduğunu anladığında aradan yıllar geçmiş ve herkes çoktan yükünü tutmuştu bile…
Yükünü tutanların birçoğu, tuttukları yüklerinin küçük bir kısmıyla milleti birkaç kere daha kandırdılar.
Millet kandırılmaktan bıkmadığı için kandıranlar sürüyle çoğaldılar.
Netice?
Seçimler yüzleri değiştirdi ama başka hiçbir şey değişmedi Türkiye’de.
İşsizlik?
Sürekli yükseldi ve yükselmeye devam ediyor.
Fakirlik, yoksulluk?
Daha da tabana yayıldı.
Borçlar?
Dağları aştı.
Terör?
Azdıkça azdı.
Siyaset sahasında da hayli yol aldı.
Bin bir emekle kurulmuş olan şirketler yabancıların eline geçti.
Özellikle siyasi alanda olmak üzere bağımlılık her alana sirayet etti.
Yani demek istediğim hiçbir problem siyasi suratlar yüzlerce defa değiştiği halde çözülemedi.
Çözülebilmek şöyle dursun daha da büyüdü ve kangren hale geldi sorunlarımız.
İşte bu vahim manzaranın sorumlusu olan partiler yaklaşan yerel seçimlerde yine bildik yöntemlerle milletin karşısına çıkıyorlar.
Çok konuşup hiçbir şey söylememeye devam ediyorlar.
Seçime katılacak partileri incelediğinizde Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) söylemiyle, projeleriyle ve şeffaflığıyla diğerlerinden çok farklı olduğunu hemen görüyorsunuz.
Ötekiler siyasetle rant sağlamak için milletin karşısına dikilirken BTP milletin huzuruna yerel sorunlarını çözecek projelerle gidiyor. Milli Ekonomi Modeli’yle Türkiye ve dünyada adından sıkça söz ettiren Prof. Dr. Haydar Baş yerel seçimlerde de ‘Dar Bölge Yaygın Kalkınma Modeli’yle hiçbir partinin ortaya koyamadığı kapsamda projelerle halka sorunların çözümünü vaat ediyor.
İşte ülkemizde bir şeylerin değişmesini gerçekten istiyorsak, önce kendimizin değişmesi ve çözümsüz partileri bir kenara bırakıp bilimsel temeli olan projelerle halkın karşısına çıkabilme hünerini ortaya koyan BTP’yi desteklemek gerekiyor.TUNALIM... www.milliekonomimodeli.com
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
20/2/2009 - GLOBALİZM SÖMÜRÜ DÜZENİDİR
Türk milletinin aciz bir millet haline getirilmek istendiğini söyleyen Prof. Dr. Baş, “Parçalanmış toprak parçası üzerinde sömürülen bir devlet meydana getirilmek isteniyor” dedi.
Milli duyguları yok edilerek globalizmin her türlü sömürüsüne ses çıkartmaktan aciz bir millet meydana getirilmeye çalışıldığını belirten Prof. Dr. Haydar Baş, “Parçalanmış, küçülmüş toprak parçası üzerinde kaynakları sömürülen bir devlet meydana getirilmek isteniyor” uyarısında bulundu
Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ovaakça’daki tarihi konuşmasında kapitalizmin, ekonomik olarak kıskacına aldığı ülkelerin inanç ve kültür değerlerini de nasıl dönüştürdüğüne dikkat çekiyor. Sorunu tespit eden Baş, çözümü de sunuyor: Milli Devlet–Sosyal Devlet.
“Ülkemizde de kapitalist anlayıştan nasibini almaktadır. İç borç 208 milyar TL, dış borç 300 milyar dolar civarında, toplam borç 500 milyar dolar... Bu borcun faizi de 55 milyar tl, civarında. Türkiye’de 2003 yılı itibariyle nüfusun en yoksul % 10 kesimi gelirin % 1,9 unu alırken, en zengin % 10’un aldığı pay % 34,6’ya kadar çıkmaktadır.
Kapitalist sistemdeki zengin ve fakir arasındaki korkunç uçurum, bizde de görülmektedir. Zengin ve fakirin aldığı paylar arasında 18 kat fark vardır. Dünyada ve Türkiye’de gelir dağılımında çok büyük bir adaletsizlik söz konusudur.
Kapitalizmin gelişmiş kabul edilen ülkelerdeki etkileri özellikle halledilemeyen ekonomi problemleri ile ilgili iken, ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde veya geri kalmış ülkelerde bu sistemin etkileri sadece ekonomi ile sınırlı değildir.
Globalizm olarak adlandırılan yeni dünya düzeninde ekonomi ayağı kapitalizm, siyasi ayağı demokrasi ve sosyal boyutu insan hakları olan bir devlet sistemi oluşturulmuştur.
Bu öyle bir düzendir ki, eski ABD başkanı Bush’un ifadesi ile “Ya bizdensiniz ya karşı tarafta” şeklinde bir ifade ile, tüm dünyayı adeta tek tip devlet yapısına sokma hedefidir.
Milli duyguları yok edilerek globalizmin her türlü sömürüsüne ses çıkartmaktan aciz ve adeta gözü kör, kulağı sağır ve dilsiz bir millet meydana getirilerek; parçalanmış, küçülmüş toprak parçası üzerinde kaynakları sömürülen bir devlet meydana getirmek isteniyor. İşte kapitalizmin kuralları bizim gibi ülkelerde bunları yapmaktadır.
Alınan dış desteklerin görünüşte hiç alakası olmamasına rağmen, sosyal sahada yıkıcı etkileri vardır. Bunların belki de en önemlisi, milletlerin inançları üzerinde yapılan tahribatlardır. Bu düzen, dini inançları siyasi bir unsur olarak ele alır.
Kültürel sahada “Dinlerarası Diyalog, medeniyetler ittifakı, hoşgörü” vs. kavramlarla nüfuz edilen ülkelerde milli kimlikler ortadan kaldırılır.. Hatta bu süreçte Dinlerarası Diyalog çalışmaları resmi hükümet politikası haline dahi getirilebilir. Bu çalışmalar kendi kültüründen, medeniyetinden kopan insanlar oluşturmuştur. Bu insanlar dinlerini değiştirir ve artık topraklarının işgaline veya kaynaklarının yabancılar tarafından sömürülmesine karşı etkisiz hale getirilir.
Elde edilen netice, işgale karşı direncini tamamen kaybetmiş bir millettir.. Bugün ülkemizin siyasi, sosyal, iktisadi, sınai, içtimai sayısız ve halli zor pek çok problemlerini konuşurken, globalizmin ana hatları ile verdiğimiz asıl yüzünü değerlendirmek gerekir.
Televizyonlardan hepimiz takip ediyoruz, çiftçi perişan, tarım bitti, hayvancılıkla uğraşan aç, sanayi fabrikaları bir bir kapatılıyor, üretim hızla düşüyor, açlık vatandaşı evini, tarlasını satmaya hatta bir adım ilerisinde intihara sürüklüyor. İşçi, memur maaşları kesintilerden sonra bir hiç mesabesine indi, onlar da aç, çaresiz. Kısaca işçi, memur, tarım kesimi, hayvancısı, ormancısı, emeklisi, öğrencisi, öğretmeni, yaşlısı, genci millet olarak zor günlerden geçiyoruz. Toplumsal bir çöküntü içindeyiz, ahlaki değerler ekonomik sıkıntılar içinde yok olup gidiyor. Yabancı kültürlere özenen gençlerimiz kendi değerlerini adeta küçümser bir halde. Din değiştiren çocuklarımızın sayısı hızla artıyor. Anne–babalar çaresiz. Aileler ile çocukları arasında kültürel bir uçurum var.
Çözüm Milli Ekonomi Modeli’nde
Modelimiz, “Milli Ekonomi Modeli” ve onun uygulanacağı devlet sistemi olan “Milli Devlet–Sosyal Devlet” anlayışında bunların tamamının çözümünü hazırladık.
Piyasalardan başlayalım:
Tüketim kesimi olmadan ekonomi ayakta duramaz. Piyasaların canlanması, alış–verişin yapılması için insanların cebinde para olmalıdır.
Esasen Milli Ekonomi Modeli’nin çıkış noktası tüketici kesimdir. Denenmiş tüm sistemler üretimden ve üreticiden bahsederken, Milli Ekonomi Modeli tüketiciyi dikkate alarak kurallarını belirlemiştir.
Milli Ekonomi Modeli iktisat tarihindeki tek tüketim eksenli analizdir
Çünkü, piyasaların halletmesi gereken ilk sorunu pazar problemidir. Günümüz sistemleri çözemedikleri problemleri olağan kabul etmektedir. Hiçbir sistemde iktisat konuları bir bütün olarak ele alınmamıştır.
Oysa Milli Ekonomi Modeli, getirdiği formülle ekonomi çarkını hiç durmadan döndürmeyi başarmaktadır. Bunun formülü, her biri diğerine destek olan kuralların tamamının aynı anda devreye konmasıdır. Bugün bizi isim vermeden taklit edenler, bizden aldıkları ile tam manası ile başarıya ulaşamazlar. Çünkü, Milli Ekonomi Modeli bir bütündür.
Tüketim Eksenli Analiz ne getiriyor?
Biz, işçiyi, çiftçiyi, orman köylüsünü, pazarda filesini dolduramayan emekliyi, evlenemeyen genci, ay sonunu getiremeyen memuru, özürlüyü düşünerek yola çıktık. Önce onların cebine para koyduk. Bizim Sosyal Devlet projelerimizin nedeni budur. Devletin, her toplum tabakasındaki tüketen kesime destek sağlaması, parası olmadığı için üretilene talip olamayan tüketiciyi tüketim kabiliyetine kavuşturması gerekir. Tüketim olmazsa siz istediğiniz kadar üretim yapın, mesela bugün olduğu gibi kobileri veya üreticiyi üretim için destekleyin; bu yanlış adım, sadece onların sonunu getirir. Çünkü, pazarda, alıcısı olmayan mal stoklanmaktan başka bir işe yaramaz.
Ekonomi politikalarının ana hedefi üretim ile tüketim arasındaki dengenin oluşturulmasıdır. İşte biz tüketiciyi destekleyerek bunu gerçekleştiriyoruz. Sürekli büyüme ancak böyle yakalanır.
Sosyal Devlet projeleri
Üretim ile tüketim arasında meydana gelen açıklığın sistemin yapısından veya gelir dağılımındaki dengesizlikten kaynaklanan iki nedeni vardır. Bizim sosyal devlet projeleri ile yaptığımız bu iki sorunu da halletmektedir. Hem belirli miktarda paranın dolaşımda olması, hem de gelir dağılımında belli bir dengenin kurulmasını temin eder. Böylece gelir belli ellerde toplanmaz, milletin tamamına dağılmış olur.
Şimdi bu projelere bakalım:
– Asgari üret 2000 TL olacak.
– Vatandaşlık maaşı projesi ile her vatandaş maaşa bağlanacak
– Ev hanımlarına meslek hakkı verilerek, meslek maaşı verilecek.
– Doğum yapan her anneye ikramiye verilecek. Her çocuk, çocuk maaşına bağlanacak.
– Gençler için uzun vadeli faizsiz krediler ile evlenme imkanı sağlanacak.
– Geliri 100 bin TL’nin altında olanlardan vergi alınmayacak.
– Kobilere, sanayiciye, küçük esnafa proje mukabili, faizsiz kredilerle iş ve yatırım imkanı sunulacak.
– Kimsesiz yaşlılara maaş bağlanacak.
– Özürlü vatandaşlarımız tüm sosyal haklarında devlet garantisinde olacak.
– Lise mezunları sınavsız üniversiteye alınacaktır, öğrencilere burs verilecek.
– Evi olmayanlar uzun vadeli, faizsiz kredilerle konut sahibi yapılacak.
– Tarım kesimine avans ve faizsiz üretim desteği verilecek.
– Hayvancılıkla uğraşanlara avans ve 0 faizli kredi verilecek.
– Şehit yakınları, dul ve yetimlere devlet sahip çıkacak.”
|
YAPACAKLARIMIZI SÖYLÜYORUZ
|
 |
Milliyetçi olsun, halkçı olsun, Atatürkçü olsun herkesin yerinin BTP olduğunu söyleyen Prof. Dr. Baş, “Ben yapmayacaklarını söyleyen insanlardan değilim” şeklinde konuştu.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yerel seçim çalışmaları kapsamında açıklamalarda bulundu. “IMF’nin dediğinin dışına çıkmazsın. Borç alarak devleti borçlandıracaksın. Devleti haczettireceksin ve bu kafayla hizmet yapacağını iddia edeceksin” şeklinde hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Prof. Dr. Haydar Baş, “Milli Ekonomi Modeli’nden (MEM) başka çaremiz kalmamıştır diye konuştu.
MEM’i dünya uyguluyor
Beş ayrı uluslararası kongre ile dünyaya deklare ettikleri Milli Ekonomi Modeli’nin tüm dünya ülkelerini içinde bulunduğu krizden çıkaracak tek model olduğunu ifade eden
BTP Genel Başkanı Prof. Baş, sosyal devlet modelinin Rusya’dan Venezuela’ya, ABD’den Baltık ülkelerine kadar çok geniş bir coğrafyada kısmen uygulandığını söyledi ve AKP hükümetinin de Milli Ekonomi Modeli’nin projelerinden istifade ederek sosyal yardım paketi hazırlığına dikkat çekti. Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “İktidar partisi de projemizin sağından solundan çarparak, çırparak o da uygulamaya başladı. Hayrola güneş yeni mi doğdu? Sen kim bu parayı vermek kim? Sen ne yapacaksın? Milleti ve devleti borçlandıracaksın seçim yatırımı için bir defaya mahsus olmak üzere verip, gene bildiğin oyunu oynayacaksın.”
Ben yapmayacağımı söylemem
Milli Ekonomi Modeli’nin en temel noktalarından birinin ‘Vatandaşlık Maaşı’ olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı Prof. Baş “siyaset tarihinde bir ilke imza atarak bu projemizi noter onaylı taahhütname yaptık” dedi. Bağımsız Türkiye Partisi’nin vatandaşlara verdiği noter tasdikli taahhütnameyi elinde tutarak konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “Ben onlar gibi yapmayacaklarını söyleyenlerden değilim.. Yapmayacaklarınızı neden söylüyorsunuz, bu münafıklığın alametidir. Müslüman’ın alameti budur. Ben Türkoğlu Türk’üm. Müslüman Türk’üm” dedi.
Birlik çok önemli
Konuşmasında Türkiye üzerine oynanan oyunlar konusuna da giren BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş “Türkiye’nin en önemli sorunu birlik ve beraberliğinin bozulmaya başlamış olmasıdır” dedi. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Eğer bu iş maddeyle oluyorsa da bunu yapacağız, manayla da oluyorsa bunu yapacağız. Büyük Türk milleti devletinle bir olacaksın, askerinle bir olacaksın, sivilinle bir olacaksın ve kardeş olacaksın. Buna mecbursun mecburuz.”
Milliyetçinin de halkçının da yeri burasıdır
Bu ülkeyi yeniden tek yürek tek bilek yapacak kadronun Bağımısz Türkiye Partisi kadroları olduğunu ifade eden Prof. Baş konuşmasının son bölümünde Türk milletine şöyle seslendi: “İşçim, memurum, emeklim, orman köylüm, tarım kesimi ve özürlü kardeşim senin partin Bağımsız Türkiye Partisi’dir. Milliyetçi olmak istiyor musun? Yerin burasıdır. Halkçı olmak istiyor musun? Yerin burasıdır.”
|
|
TUNALIM...
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
8/2/2009 - MİLLİ EKONOMİ 'in' KAPİTALİZM 'out'

Küresel krizden büyük darbe yiyen ülkeler çıkış kapısını Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde arıyorlar. Şu ana kadar 40’ı aşkın ülke MEM’den istifade ederek teşvik paketi açıkladı.
40’ın üzerinde ülke MEM dedi
Dünya ülkeleri, bir yılı aşkındır dünyayı etkisi altına alan, derinliği hala belli olmayan ve de ekonomi yönetimlerini uykusuz bırakan küresel kriz için çare arıyorlar. Krizin Kapitalizmin yapısından kaynaklandığını farkeden ülkeler çareyi Kapitalizmin dışında arıyorlar. Bu noktada da karşılarına bir tek model çıkıyor: Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli. Tüketim yanlı tek model olan Milli Ekonomi Modeli’nin tüketimi teşvik uygulamaları ülkeler tarafından bir bir uygulanıyor. Şu ana kadar 40’ı aşkın ülke teşvik paketi açıkladı ve bu paketlerde tüketimin canlandırılmasına da önem verildi. Şimdi bu ülkelerden bazılarını sizlere aktaralım:
RUSYA: MEM’in 8 projesini hayata geçirdi
16 Mayıs 2006 tarihinde Rusya’nın başkenti Moskova’da, Rusya’nın 80 ayrı bölgesinden 457 akademisyen, işadamı ve siyasetçinin katılımıyla gerçekleşen Rusya’nın gelecek stratejilerini ve bugünkü durumunu değerlendirme toplantısında Milli Ekonomi Modeli, Rusya’nın 3 yıllık kalkınma planına alındı. Rusya MEM’den istifade ederek attığı adımlar şunlar:
1. Doğum yapan her kadına 9 bin dolar doğum yardımı vermeye başladı.
2. Ev hanımlarına emeklilik hakkı verildi.
3. Yer altı kaynaklarını devlet–millet ortaklığıyla işletmeye başladı.
4. Bazı stratejik ürünlerin ihracatında Rus Rublesi talep edilmeye başladı. Rusya ve Çin aralarında yapacakları ticarette dolar yerine kendi paralarını kullanma kararı aldı.
5. Asgari ücreti 2000 dolara çıkarma kararı aldı.
6. Maaşlara büyük oranlarda zamlar yapıldı. 2007 Eylül ayından 2008 Eylül ayına kadar olan dönemde Rusya’da ortalama maaş artışı yüzde 29.4 oldu.
7. Dar gelirliye vergi indirimi yapıldı.
8. Enerji, iletişim, savunma ile alakalı 42 sektörü stratejik ilan etti, yabancılara özelleştirilmesinin önünü kapattı.
Rusya Başbakan Birinci Yardımcısı İgor Şuvalov, ABD’de kasım ayında gerçekleştirilen G20 zirvesinden bir ay önce, “Dünyadaki mevcut uluslararası mali sistem bugün yaşadığımız koşullarla örtüşmüyor. Rusya Federasyonu, bu konuyu yıllardır gündeme getiriyor” dedi. Şuvalov, Rusya’nın kabul ettiği 2020 yılına kadar olan süreyi içeren bir ekonomik programı olduğunu ifade etti.
ABD: Çabuk harcayacakların cebine para koydu
ABD (eski) Başkanı Bush, “çabuk harcayacakların cebine para koyma” amaçlı, yani tüketimi teşvik edici 168 milyar dolarlık bir ekonomi paketi devreye koydu (Ocak 2008). CNN televizyonuna demeç veren Bush, “piyasa ekonomisi sistemini kurtarabilmek için piyasa ekonomisinin kurallarını bir kenara bıraktım” dedi. Böyle bir şey yapmaktan ötürü “üzgün” olduğunu da itiraf eden Bush, “ekonominin çökmemesi için bu yola başvurduğunu” anlattı. (17.12.2008)
ABD Senatosu, mali kurtarmalar için ayrılan fonların harcanmayan 350 milyar dolarını serbest bıraktı. Bu paranın bir kısmı tüketimi teşvik, küçük işletmeler ve belediyelere kredi için kullanılacak. 50-100 milyarlık bölümü de el konulan ipotek altındaki ev sayısını azaltmak için değerlendirilecek (16.01.2009).
Obama’nın 825 milyar dolarlık tarihi boyuttaki paketinde 275 milyar dolara varan tüketimi teşvik amaçlı vergi indirimi ve muafiyetleri var. Paketin içinden 90 milyar dolar eyaletlerin sağlık harcamalarına 80 milyar dolar eğitime 43 milyar dolar da ulaşıma gidecek. (16.01.2009)
Obama’nın kurtarma planında yıllık geliri 200 bin doların altındakilere vergi indirimi yapılması, işe ek adam alan şirketlere de vergi kolaylıkları öngörülüyor. Çoğu işçi için 500, çiftler içinde bin dolarlık vergi indirimi öngören planda işletmeler için de 100 milyar dolarlık vergi indirimi planlandığı belirtiliyor. (07.01.2009)
VATİKAN: Ev hanımlarına maaş verilmesini önerdi
Vatikan, İtalyan hükümetine başvurarak ev kadınlarına maaş bağlanmasını önerdi. Bu öneri Eşit Fırsatlar Bakanı Mara Carfagna tarafından olumlu karşılandı. Papalığa bağlı Aile Konseyi Başkanı Kardinal Ennio Antonelli, evkadınlarının çocuk yetiştirip, bakıma muhtaç yaşlılara baktıklarını, eşlerine destek olduklarını hatırlatarak, “Ev kadınına maaş bağlamak bir görevdir, çünkü devletin yapması gerektiği atılımları ve yardımları tek başlarına yapmaya çalışmaktadırlar. Bunun için mali dengeleri sağlama yolu ile kendilerine maaş bağlanmasını öneriyoruz” dedi.
BREZİLYA: IMF ile bağlarını kopardı
Brezilya, 2005 MEM kongresinden bir ay sonra MEM’in çözümlerinden istifade ederek IMF ile bağlarını tamamen kopardı, milli politikalara ağırlık verdi ve neticesinde cari fazla veren, AB ve ABD’ye zerre kadar bağımlılığı kalmayan, istihdam problemini çözen bir ülke oldu.
VENEZUELA: Ekonomisini millileştirdi
Venezuela, Bakü’deki MEM kongresinden sonra Milli Ekonomi Modeli eserini talep etti. Venezuela o gün bugündür ekonomisini millileştirmeye çalışıyor.
ÇİN: İç talebi canlandırıyor
Çin hükümeti, iç talebi canlandırmaya yönelik 586 milyar dolarlık (4 trilyon yuan) teşvik paketi açıkladı. Başbakanlığın resmi internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Çin’in, etkin bir mali politikayı benimseyeceği, 17,5 milyar dolarlık (120 milyar yuan) vergi yardımları sunulacağı ifade edildi. (10.11.2009)
ALMANYA: Herkesin cebine 500 Euro konulanacak
Almanya’da Merkel hükümetinde koalisyonun ortağı olan Sosyal Demokrat Parti SPD, krizden kurtulmanın tek yolunun herkesin cebine 500 euro para koymak olduğu görüşünü ortaya attı. SPD Genel Başkan yardımcısı Andrea Nahles, alışveriş yapmak şartıyla yetişkin olan her Alman vatandaşının cebine 500 euro para konulmasını önerdi. (04.12.2008)
Almanya’da koalisyon hükümetinin ortakları ekonomiye 50 milyar euro’luk kaynak ayıracak ikinci ekonomik paket üzerinde anlaşmaya vardı. 1 Temmuz’da sigorta primleriyle vergilerde indirim yapılacak, emekli maaşları da artırılacak. Bu paketle iki çocuklu bir ailenin yılda 400-500 euro avantaj elde edeceği açıklandı. (14.01.2009)
AVUSTRALYA: Düşük ve orta gelirlilere nakit verilecek
Avustralya hükümeti, küresel krizden korunmak için 26 milyar dolarlık (42 milyar Avustralya doları) teşvik paketi hazırlıyor. Paketin, 28,8 milyar Avustralya dolarlık kısmının altyapı yatırımları, okullar ve konutlar için kullanılacağı, 12,7 milyar Avustralya dolarının ise düşük ve orta gelirlilere Mart ayında ödenecek nakitten oluştuğu belirtildi (04.02.2009)
İNGİLTERE: Her bir işsiz için 2 bin 500 sterlin...
Başbakan Gordon Brown’un açıkladığı plana göre, her bir işsizin eğitimi ve yeniden iş sahibi yapılması için işverene 2 bin 500 sterlin ödenecek. İngiltere 754 milyon dolar harcayacak. İşsiz sayısının 3 milyona ulaşması beklenen İngiltere’de hükümet bu planla 500 bin kişiye yeni iş yaratmayı hedefliyor. Diğer yandan Küçük İşletmeler Federasyonu ek 400 bin kişilik istihdam yaratılması için ek bir plan yürürlüğe sokmaya hazırlanıyor. Buna göre indirilmiş vergi oranları gibi uygulamalar gündeme gelecek. (14.01.2009)
ŞİLİ: Yoksul çucuklara, düşük maaşlılara destek...
Şili, küresel ekonomik krizle savaşabilmek için 4 milyar dolarlık teşvik planı açıkladı. Paket, yoksul çocuklara ve düşük maaşlılara yardım yapılması, okulların ve kliniklerin onarılması gibi uygulamaları da içeriyor. Paket, bir defaya mahsus olmak üzere 18 yaşının altındaki yoksul çocuklara 63 dolar yardım yapılmasını öngörüyor. Ödemelerin, okulların eğitime başladığı mart ayında yapılması planlanıyor. Bu arada, 18 ile 24 yaş arasındaki düşük ücretlilere de maaşlarının yüzde 10’u oranında yardım yapılması öngörülüyor. (13.01.2009)
İTALYA: Mağdurlara vergi indirimi...
İtalya 80 milyar Euro harcayarak, daha fakir ailelere ve mortgage mağdurlarına vergi indirimleri sağlayacak. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, 80 milyar Euro’luk kurtarma paketini açıklarken İtalyanları harcamaya davet etti. (30 Kasım 2008)
JAPONYA: Tüketimin artması için bütçe...
Japonya 2. teşvik paketini de onayladı. 54 milyar dolarlık ekstra bütçe, Başbakan Taro Aso’nun partisi ile muhalefet bloku arasında saatler süren kavgadan sonra onaylandı. Paket, küçük işletmeler için kredi olanaklarını genişletmeyi ve 22.3 milyar doları ise tüketici harcamalarını artırmak için vergi verenlere nakit ödeme yapılmasını içeriyor. Bu paketle, ev sahipleri için vergi kesintilerinin finanse edilmesine yardımcı olmak, küçük iş yerlerine kredi vermek ve işten çıkarılanlara yardım etmek amaçlanıyor. (29.01.2009)
GÜNEY KORE: Paketin dörtte biri talebi canlandırmak için
Güney Kore hükümeti ekonomiyi canlandırmak için piyasalara yaklaşık 11 milyar dolar pompalayacağını açıkladı. Paranın hemen hemen dörtte üçü büyük kamu projelerinde kullanılacak. Kalan dörtte biri ise tüketicileri yeniden alış verişe ısındırmak için vergi indirimi olarak düşünülüyor. (03.11.2008)
PORTEKİZ: Kurumlarını millileştiriyor
Portekiz Maliye Bakanı Fernando Teixeira dos Santos, Portekiz bankası Banco Portugues de Negocios’un (BPN) iflasa çok yaklaşması nedeniyle bankanın millileştirileceğini açıkladı. (03.11.2008)
Güney Kıbrıs Rum Kesimi
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, ekonominin güçlenmesi amacıyla alınan yeni önlemleri açıkladı. Hristofyas, Rum hükümetinin göçmenler için yeni evler, yeni okullar ve sosyal yardımla ilgili yeni binalar inşaa edilmesi yönünde karar aldığını duyurdu. Hristofyas, yerel turizmi güçlendirmeye ilişkin bir planı ve inşaat sektörü için düşük ve orta gelirli çiftler için yeni bir kredi planını uygulamaya karar verdiğini kaydetti. (04.02.2009)
MACARİSTAN: Taksit ödeyemeyenlere yardım yapacak
Macaristan Başbakanı Ferenc Gyurcsany, krizin yaşanmaması için hükümetlerinin var gücüyle çalıştığını, dövizle ev kredisi alan ve taksitleri yükselen vatandaşlara da yardımda bulunacaklarını açıkladı. (06.02.2009)X
“Modelin sahibinden bahsetmiyorlar”
Bakü Devlet Üniversitesi İktisat Teorisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Xosrov Kerimov, dünya ekonomi yönetimleri üzerinde ciddi etkileri olan birçok bilim adamının Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nden alıntı yaptığını ama modelin isminden ve sahibinden bahsetmediklerini belirtti. Prof. Dr. Kerimov açıklamasında şunları söyledi:
“İktisat konusunda son yazılan eserleri incelediğimde yazarların Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli tezinden etkilendiklerini görüyorum. Mesela Bogomolov ve onunla beraber Rusya’nın iki görkemli âlimi, Buzgalin ve Kavganov ve yahut da Nobel ödüllü Stiglitz’in fikirleri var. Tüm bu fikirlerde Haydar Baş’ın tezlerine yakınlaşmaya başladıklarını görüyoruz. Bütün bu gerçekler, Haydar Baş’ın fikirlerinin hayati fikirler olduğunu ve yaşayan fikirler olduğunu bize haber vermektedir. Geleceği olan fikirlerdir. Ama beni üzen bir mesele var. Hocamızın fikirlerinden istifade ediyorlar ama onun adını dile getirmiyorlar. Prof. Dr. Haydar Baş’ın adını anlamalarına egoizmleri engel oluyor. Ama eminim ki bu uzun sürmeyecek ve hepsi itiraf edeceklerdir” M.Çabas---TUNALIM...
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
3/2/2009 - DAVOS'TA GÖSTERİLEN TAVRIN İÇİ DOLDURULMALI
Davos’ta düzenlenen Gazze ile ilgili panelde Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği tavır, Türkiye’de ve dünyada geniş yankı buldu.
Özellikle Türkiye’de büyük heyecana sebep oldu, takdir topladı.
Öncelikle bu olay milletimizin nasıl bir dış politika izlemesi gerektiğini gösteriyor.
Buna göre milletimiz;
- Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada dik durmasını istiyor, söz sahibi olmasını istiyor.
- Baş olmasını, uydu olmamasını istiyor.
- Ezilmemesini, ezenlere destek olmamasını istiyor.
- Mazlumlara sahip çıkmasını istiyor.
- Kendi yolunu, kendi bağımsız ve hür iradesiyle çizmesini istiyor.
Davos olayının en önemli mesajı budur. Mesajın iyi okunması gerekmektedir.
Ancak bu Davos tavrının samimi olduğundan hareket edersek şu iki soruya cevap bulmamız zaruridir.
Kamu vicdanında sorulan bu soruya AKP iktidarının ve özellikle sayın başbakanın cevap vermesi gerekir.
Soru 1: Eğer Davos tavrı esas ise o zaman 6 yıllık AKP iktidarları döneminde İsrail ve ABD ile stratejik müttefiklik, İsrail ile siyasi, askeri ve ekonomik işbirliği ve dayanışmanın sorgulanması gerekmez mi?
Soru 2: İsrail katliamı ilk defa mı yapıyor?
2 yıl önceki Lübnan katliamına neden böyle bir tepki gösterilmedi?
İsrail’in gerçek müttefiki ABD’nin Irak’ta yaptığı 1,5 milyon insanın şehit edilmesine neden tepki gösterilmedi, tam tersi lojistik ve siyasi destek verildi?
Neden daha önce İsrail ile yapılmış anlaşmalar yürürlüğe konuldu?
Üstüne üstlük AKP döneminde de tarım, enerji ve askeri sahada bir çok yeni anlaşmaya imza atıldı.
TBMM’inde ağırlanıp, konuşma yaptırılan, Davos’ta tartıştığınız İsrail Cumhurbaşkanı Peres değil miydi?
Gazze katliamından çok kısa bir müddet önce imzalanan 167 milyon dolarlık roket alımı anlaşması ve görüşmeleri halen süren 8 Heron uçağı anlaşması nasıl izah edilebilir?
Davos olayından sonra sayın Başbakan’ın “tavrım moderatöredir, İsrail ile ilişkilerimiz bozulmaz” açıklaması bu tavrın samimiyetine gölge düşürmektedir.
Sayın Başbakan eğer Davos tavrında samimi ise, bu tavrın bir siyasi eyleme dönüşmesi gerekmektedir..
Hiç değilse İsrail büyükelçisini gönderebilir veya İsrail büyükelçimizi geri çekebilirdi.
Gazze katliamı ortadayken, yahudi kongresinin kendilerine verdiği üstün cesaret madalyası neden hala iade edilmemektedir?
Davos’ta bu anlamlı tepkiyi ortaya koyan başbakan, “ölü doğdu” dediği Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanlığı görevine hala devam edecek midir?
Sonuç itibariyle Davos tavrı, milletimizin takdirini kazanmıştır. Ancak şimdi kamuoyu 6 yıllık iktidar döneminde İsrail'le sürdürülen ilişkilerin sorgulanmasını beklemektedir.
Daha önemlisi bundan sonra Türkiye-İsrail ilişkileri nasıl seyredecektir?
Türkiye, ABD’de Obama’nın da göreve başladığı bu dönemde, bölgesinde ve dünyada kendi milli görüşü doğrultusunda ortaya tutarlı bir dış politika koyacak mıdır?
Millet bunu bekliyor.
Bundan sonraki süreç bir samimiyet testi olacaktır..
Eğer bu tavır içi doldurulamayacak, siyasi bir projeye dönüşmeyecekse, Davos tavrı seçimlerin de yaklaştığı bir dönemde bir şov olmaktan öteye geçemeyecektir.
Unutmayalım ki, Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu şu esas, Türkiye’nin istikbalini belirleyecektir.
Uluslararası ilişkiler karşılıklı menfaat ve zarar esasına dayanır.
Güçlü ve caydırıcı olmak, bölge ve dünyada insiyatif kullanmak Türkiye’nin hedefi olmalıdır.
Tarih boyunca insan hak ve hürriyetlerinin teminatı olmuş milletimiz bugün dahi bu misyonun sahibidir.
Zulme destek olmamak, mazlumu korumak Türk Milleti'nin şiarıdır.
Şimdi sayın Başbakan'dan ve AKP iktidarından bu doğrultuda yeni bir siyasi çizgi belirlemesini bekliyor, yüce milletimizin hissiyatını paylaşıyoruz.
TUNALIM.... |
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
1/2/2009 - DAVOS’TA KAFA KARIŞTIRAN DAVRANIŞLAR
Öncelikle şunu açık bir şekilde ifade etmeliyim ki Başbakan R.T.Erdoğan’ın Dovos’taki Gazze oturumunda, İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e karşı davranışını taktirle karşılıyorum…
Yıllardır dışa bağımlı ve teslimiyetçi tavırlar sergileyen Türk siyaseti sayesinde, sindirilmiş halkımız ve özellikle de İslam alemindeki halklar, böyle bir davranışa destek çıkmakla, Türkiye’den bekleyen misyonun altını çizmiştir. Sokakların gece yarılarında miting havasına bürünmesi, halkımızın bu konudaki beklentisini ortaya koymuştur…
Yapılan bu davranışın içerde siyasete alet edilmesi halinde, elmalarla armutların toplanmaya kalkışılması gibi yanlış bir iş olur…
Davos’daki davranışın anlamını; Başbakanın bundan sonraki tavırları ve iktidarın ortaya koyacağı icraatlar belirleyecektir…
Gazze Oturumunda ortaya konan tavırdan sonra yapılan açıklamalar kafa karıştırmıştır.
Başbakan, Peres’e yönelerek ve vücut dilini dahi güzel kullanarak; “Benden yaşlısın biliyorum. Sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar çok yüksek çıkmayacak. Bunu böyle bilesin. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde Başbakanlık yapmış 2 kişinin bana çok önemli lafları vardır. Filistin'e, tankların üstünde girdiği zaman, “kendimi bir başka mutlu addediyorum” diyen Başbakanlarınız var. Tankların üzerine çıkıp da “Filistin'e girince mutlu oluyorum” diyen Başbakanlarınız var...” şeklinde konuşmuştur.
Ve Başbakan salonu hiddetle terk etmiştir..
Bu davranış sayesinde de hak ettiği taktiri toplamıştır.
Türkiye’deki seçmen ağırlıklı vatandaşlar, bu tavırdan dolayı teşekkürlerini dile getirmiştir. Ancak kısa bir süre sonra plak ters dönmüştür…
Öncelikle ortaya konan haklı davranış, İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e karşı ortaya konmuş olmasına rağmen, hemen sonra yapılan açıklamayla; yapılan bu davranışın, Peres’e ve İsrail’e karşı yapılmamış, oturumu yöneten moderatöre karşı yapılmış olduğu şeklinde düzeltmeye gidilme ihtiyacı duyulmuştur.
Bundan sonra İsrail ilişkilerinin nasıl olacağı sorulduğunda da; İsrail ile ilişkilerin eskisi gibi devam edeceği açıklanmıştır…
Açıkça söylemek gerekirse; sonradan yapılan açıklamalar, ortaya konan davranışa gölge düşürmüştür…
Davos Krizini anlamaya çalışırken, Meltem Televizyonunda gazeteci yazar İsmail Çetin’in sunduğu Kum Saati Programında Araştırmacı Yazar Ali Değirmenci Beyin yorumlarını dinliyorum. Gerçekten de Davos’ta kafa karıştıran tavırlar sergilenmiştir…
Sayın Değirmencinin tespitlerini paylaşayım sizlerle;
“Başbakanın ortaya koyduğu tavıra karşı Türk Milletinin ortaya koyduğu sevinç ve destek; Türk Milletinin kendine has dik bir duruş sergilemesi gerektiği mesajıdır…
Bu tavrın bütün dünyada yankı uyandırmasının sebebi Türkiye’nin misyonunun ne kadar önemli olduğunun işaretidir.
Ortaya konan tavrın şahsi bir öfkeden mi, yoksa siyasi bir tavırdan mı olduğunu, bundan sonraki ilişkilerden anlayacağız.
Bu yapılan hareketin içinin doldurulmadığı, İsrail ile ilişkilerin yeniden ele alınmadığı, yapılan önceki yanlış anlaşmaların askıya alınmadığı, Yahudi lobilerinden alınan cesaret madalyasının iade edilmediği, hiç bir şey olamamış gibi yola devam edildiği taktirde; bu tavrın içeriye dönük bir şovdan öteye geçmeyeceğini akıllardan çıkarmamak lazımdır…”
Görelim bakalım…
Başbakanın Davos tavrının içi dolumu, fos mu? Ne demiş büyükler; kişinin ianesi iştir, lafa bakılmaz..!
TUNALIM
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
21/1/2009 - MISIR ZİRVESİNDE İSRAİL ÖDÜLLENDİRİLDİ
Dünya her şeyin tersine döndüğü garip bir dönem yaşıyor.
Gazze’yi rastgele bombardımana tabi tutan İsrail…
Yakıp yıkan, taş üstünde taş bırakmayan, hatta hastaneleri, camileri ve sığınma yerlerini dahi yerle bir eden İsrail…
Bütün dünyanın gözü önünde sivilleri bebeğinden yaşlısına katleden İsrail…
Hemen hemen bütün dünya ülkelerinin doğudan batıya göstermelik de olsa tepki gösterdiği İsrail…
Ama Mısır’da yapılan zirvede ödüllendirilen İsrail, cezalandırılan ise Gazze.
Bu kadar kıyıma rağmen suçlu Gazzeli oldu.
Yani ev sahibi suçlu, o eve giren hırsız, daha da ötesi evin sahiplerini katleden katil suçsuz…
İsrail yıktığıyla, öldürdüğüyle kaldı ve katliamını bir başka bahara erteledi.
Mısır’da yapılan zirvede, İsrail’in istediği kararlar çıktı.
Zaten İsrail Başbakanı Olmert’in Zirve sonrası, katılan liderlerin bazılarını yemeğe davet etmesi zirveyi kimin organize ettiği konusunda net bir bilgi de veriyor. Adeta zafer kutlaması…
Bu arada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü yemeğe davet etmemesi ise önemli bir mesaj… Her ne kadar Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu’nun ifadeleriyle ateşkes konusunda Türkiye’nin önemli katkıları olsa da, İsrail’e göre ilişkiler sadece taşeronluk boyutunda kalmalı.
Ne yaparsan yap, sen onlardan olmadığın müddetçe onlar seni içlerine almazlar gerçeğini burada hatırlatmakta fayda var.
Zirvede Mahmut Abbas’ın etrafında bir ulusal birlik hükümetinin kurulması kararı çıktı. Gerçi bu yeni bir karar değil. Baştan beri istenilen, daha doğrusu İsrail’in istediği de buydu.
Ama Filistin seçimlerinde halk Hamas’ın yanında yer alınca bugünkü senaryolar devreye konuldu. Hamas’a her türlü baskı yapıldıktan sonra, son olarak da Hamas ve destekçileri katliama tabi tutuldu.
İşte Batı ve onun ileri karakolu İsrail’in demokrasi anlayışı…
Onlara göre demokrasi, halkın çoğunluğunun oyuyla iktidara gelmek değil, Batının çıkarlarına hizmet edenin, batının taşeronu olanın bir şekilde o koltuğa oturması…
Batının çıkarlarını ne kadar ön planda tutarsan, halkından alıp batılı efendilerin cebine ne kadar koyarsan, o kadar demokratiksin.
Zirveden çıkan kararların arasında, Gazze’nin her türlü erzaktan, direniş için gerekli olan şeylere kadar bütün ihtiyaçlarının sağlandığı 500 civarında tünelin kontrol altına alınması var. Hem de ABD askerleri tarafından…
Buna zirveye katılan bütün ülkeler onay verdi. Onay verenlerin arasında başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleri de var.
Böylece Filistin topraklarındaki fiili işgale İsrail’in yanında bodyguardı da ABD de katılmış oldu. ABD el altından her türlü desteği İsrail’e sağlıyordu, ama bundan sonraki süreçte ABD askeri Irak’ta ve Afganistan’da olduğu gibi Filistin topraklarında da aktif olacak.
Hem de Türkiye ve diğer İslam ülkelerinin onayıyla…
Filistinli bugüne kadar çok zulüm gördü, ama böylesine de ilk defa şahit oluyor. M.Çabas---TUNALIM..
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
14/1/2009 - DÜNYANIN KURTULUŞU TÜRK MİLLETİNDE..
TÜRK TARİHİNDEN ..
“Bütün dünya Türk milletinin medeniyetini ve insanlığını bekliyor” diyen Prof. Baş, “Kendimize dönersek dünyanın huzuru ve kurtuluşunun Türk milletinde olduğunu görürüz” dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, batı ülkelerinin Türk milletine olan değişmez bakış açısı üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. “Biz şark milletiyiz. Şark milleti olarak Anadolu’ya geldiğimizde Anadolu’ya bir medeniyet, bir kültür getirdik. Bir siyaset getirdik. Batılı bize diyor ki, “Siz geldiğiniz ülkeye geriye dönmeniz lazım.” Onun için şu ana kadar uygulanan politikaların tamamı Şark projesidir” diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, ‘Haydar Hoca’nın dediklerinin tamamı çıktı’ diyorlar. Doğru. Ben müneccim değilim. Ama ben geçmişi, batılıların bizim hakkımızdaki düşüncelerini çok iyi bildiğim için önümüzdeki hadiseleri görüyor, mukayese yapıp neticeyi ortaya koyuyoruz” şeklinde konuştu.
Kendimize dönersek kurtuluruz
Batılı anlayışlara teslim olmuş olanların bu gerçekleri asla göremeyeceğini dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş, “Batının yapmak istediği de Türk milletini parça parça edip bir tarafa atmaktır. Onun için Türkiye’nin Avrupa dünyasında hiçbir işi yoktur” şeklinde konuştu. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Batının bütün hesabı Türk milletini bu coğrafyadan çıkartmaktır. Batıya tam manasıyla teslim olan bir kafa, bir gönlün bu dediğimiz hususları görmesi zor belki de imkânsızdır. Batının yapmak istediği de Türk milletini parça parça edip bir tarafa atmaktır. AB’den maksat da Türk milletini üye yapacağız gerekçesiyle bölmektir, parçalamaktır. Onun için Türkiye’nin Avrupa dünyasında hiçbir işi yoktur. Türk milleti medeni, kendine has ölçüleri olan ve kültürü ile bütün dünyayı besleyecek, medeniyet anlayışıyla dünyaya huzur, saadet ve mutluluk getirebilecek bir millettir. Yani bütün dünya bugün Türk milletinin medeniyetini, kültürünü, siyasetini ve insanlığını bekliyor. Dünya bunu bekliyor. Ne hikmetse son zamanlarda biz kendimizden koparak farklı farklı kimliklerde görünmenin yanlış boyutlarına girdik. Bundan vazgeçeceğiz. Kendimize döneceğiz. O zaman göreceğiz ki dünyanın huzuru, kurtuluşu Türk milletinde, Türk milletinin huzuru, kurtuluşu yine Türk milletindedir. Ne oradadır, ne buradadır. Bunu böyle bileceğiz.”
Devlet adamlığı yapamıyorlar
Türkiye’nin maksatlı bir şekilde borçlandırıldığını söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Devlet adamlığı demek bütün bu oyunları görüp bunları bozmak ve bu tip insanlara imkân tanımamak demektir” dedi. Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Niçin bize borç para veriyorlar. O madenleri elimizden almak için veriyorlar. Aksi takdirde sermaye piyasasından bir anda parayı çekecek, hadi bakalım öp başına geleni. Bir saatliktir şu anda Türkiye’deki maliyenin durumu, bir saatliktir. Böyle maliye olur mu? Devlet adamlığı bu mudur? Devlet adamlığı demek bütün bu oyunları görüp bunları bozmak ve bu tip insanlara imkân tanımamak, devlet ve millete ait olan kurum ve kuruluşları milletin yararına devreye koymak demektir. Bazı babaların çocukları olur. Har vurup harman savurur. Orada, burada, derken bir de bakmışsın ki serveti üç beş senede elden çıkartmış. Şu anda uygulanan politika bundan farksızdır. Maalesef böyle bir politika uygulanıyor..'' BU SESE KULAK VERİN...'' Temel İnsan Hakları Açısından Filistin” başlıklı ilk oturumu Dr. Fuat Şengül yönetti.
Bu oturumda Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fehim Üçışık, Yeni Mesaj Gazetesi Yazarı Muharrem Bayraktar, İstanbul Üniversitesi eski Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cahit Babuna, Yeni Mesaj Gazetesi Yazarı Ali Değirmenci, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu ile Ekonomist Selim Kotil söz aldı.
Konuşmacılar Filistin’de 60 yıldır yaşanan ’acı’yı farklı yönleriyle ele aldılar.
Selim Kotil, Filistin’in kurtuluşunun Türkiye’nin kurtuluşunda olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu da, gelişmelerin tarihi perspektifini masaya yatırarak,
İsrail’in yapılan anlaşmalara uymadığının altını çizdi.
Filistin’e barış gelecek mi?
Dr. Abdullah Terzi’nin yönettiği “Dünya Barışı ve Filistin” başlıklı ikinci oturumda Fırat Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ata Selçuk, Araştırmacı - Yazar Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu, Öğretim Görevlisi Dr. Yusuf Gedikli, Öğretim Görevlisi Harun Kayacı, Gaziantep Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu konuşma yaptı.
Türkiye’yi nasıl etkilenecek?
Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu’nun yönettiği “Türkiye’nin Geleceği Açısından Ortadoğu ve Filistin” başlıklı 3. oturumda ise Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ünal Emiroğlu, Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Palamut, Dış Politika Uzmanı İlhan Gültekin, Yeni Mesaj Gazetesi Haber Müdürü Recep Bahar, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hidayet Sarı ile Gaziantep Üniversitesi’nden Metin Tulgar sunum yaptı.
Kapanış konuşması Prof. Dr. Baş’tan
“Filistin ve Ortadoğu’nun Geleceği Konulu” Sempozyumun kapanış konuşmasını ise Milli Ekonomi Modeli ile Milli Devlet - Sosyal Devlet tezlerinin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş yaptı.
Sempozyum’daki konuşmaların özetleri yarından itibaren Yeni Mesaj’da yer alacak.
TUNALIM...
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
8/1/2009 - MÜSLÜMANLAR ASRIN SOYKIRIMINI İYİ DÜŞÜNMELİ...
Devletler, siyasi menfaatler uğruna İsrail ve onun destekçisi ABD yi büyüttüler ve dünyanın başına bela ettiler. Baş belası zalimler de canlarının istediği zaman istedikleri yeri işgal etmekte, istediği yeri kana bulamakta, istediği zaman soykırım yapabilmektedirler. İsrail bir yerde son asrın soykırımını gerçekleştirirken aynı zamanda da ABD nin tetikçiliğini yapmaktadır.
Çünkü; ABD bırakın İsrail’in soykırımını kınamayı, destek bile çıkmaktadır. ABD den gelen resmi açıklamaya bakınız. neymiş efendim; “Filistin halkının geleceğinde rol oynamak istiyorsa Hamas terörist faaliyetlerini bitirmeli” imiş…
Kadın erkek, genç ihtiyar ve kundaktaki bebekleri bile acımadan katleden İsrail’in, yaptığı soykırım ile ilgili, Başbakan Olmert de yaptığı açıklamada; ''Filistin halkıyla değil Hamas ile savaşıyoruz'' ifadesini kullanarak hayasızlıklarına hayasızlık, zalimliklerine zalimlik katmaya devam etmektedir.
Zalimler zalimliklerini her fırsatta yapacaktır, önemli olan mazlumların, haklıların, Hakk’ı savunanların özelikle de Müslüman’ın duracağı saftır. Sergileyeceği duruştur, tavırdır. Eğer bir avuç zalimin karşısında insanlıktan nasibi olanlar birlik olsalardı, yaşadığımız dünya bugün bu halde olmazdı. Sadece zalimler değil, zalimin zulmü karşısında suskunluk sergileyenler de er ve geç cezalarını ödeyeceklerdir. İlahi adalet elbet bir gün tecelli edecektir…
Hak dinden sapan, Allah’ın laneti ile lanetlenen Yahudi ve Hıristiyanların insanlığa dost olması asla mümkün değildir. Onlar fırsat bulduğu her an insanlığı katletmek için hesaptadırlar, tuzaktadırlar…
Yüce Kitabımız Kur’an bizleri onlara karşı çok net bir şekilde uyarmasına rağmen hoşgörü ve diyalog adına Allah’ın ayetleri ile oynanarak, dost olmaları imkansız olanlar bize dost muş gibi gösterilmeye çalışıldı. Medeniyetler ittifakı adı altında tezat organizasyonlarla Müslümanlar tuzağa düşürüldü. Neticede de gelinen nokta meydandadır…
Ne buyurmuştu yüce Allah(cc);
“Sen dinlerine uymadıkça ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar... Eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.” (Bakara/120)
“Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır.”
(Mâide /51)
Şimdi ey Müslümanlar imanınızı tekrar gözden geçirin…
Kim dost, kim düşmanmış; onu iyi belleyin…
Allah’ın düşmanlarıyla dost olanları, içimizdeki taşeronlarını, aymazlarını iyi tanıyın…
Asrın soykırımını da gece gündüz düşünüp, kendinizi derin bir muhasebeye çekiniz.
Kendinizi mazlum Filistinlinin yerine koyunuz. Paramparça olan bedenlerinin sizden birine, evladınıza, kardeşinize, eşinize, dostunuza ait olduğunu düşünün… Allah için yapın bu muhasebeyi…
Onlarla olamıyorsunuz, bari duacı olun, göz yaşı dökün, insan olmanın gururunu böylece yaşayın.
Allah’ın dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman olunuz, ki felaha eresiniz…
Allah’ın laneti zalimlerin, rahmeti ise inanan mazlumların üzerine olsun. Amin.
Uğur Kepekçi--TUNALIM
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
8/1/2009 - ABD IRAK İŞGALİNE DESTEK VERENLER İSRAİL'E DE
Ey!...insanlık...Böyle savaşmı olur?Kendisine BM tarafından koordinatları verilmiş okulda bulunan çocuk ve kadınları katladen gözü dönmüş İsrail'i şiddetle kınıyorum...
Bunların hayallerine gizli ve açık destek olanları tarih bir gün mutlaka yargılayacaktır.Hele uluslararası savaş kurallarını hiçten sayıp,çocukları ve kadınları kadlederek insanlığa zulmedenlerin sonu abad olmayacaktır.Çünkü ''Zulümle abad olanın sonu acad(hüsran)olur.''Tarih bunun ibret verici örnekleriyle doludur.
ABD, Irak’ı işgal etmekte tereddüt yaşamıştı.
Nereden mi biliyoruz bu tereddüdü yaşadığını?
Bizzat dönemin ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Paul Wolfowitz itiraf etmişti.
ABD Savunma Bakan yardımcısı Paul Wolfowitz, :
Irak işgalinden üç ay önce Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret esnasında “Biz ırak’a müdahale konusunda tereddüt ediyorduk, Türkiye bize cesaret vermiştir” demişti.
ABD devam eden Irak işgaline malumunuz olduğu üzere 2003 yılında başlamıştı.
Türkiye’ye Amerikalı yetkililerin biri gidip biri geliyordu o dönemde.
Kapalı kapılar ardında saatler süren gizli toplantılar yapılıyor ve konuşulanlar milletten ısrarla saklanıyordu.
İşte bu sürecin sonunda ABD kanlı Irak işgaline başladı.
Irak’ı işgal edecek cesareti bu görüşmeler sonucunda Türkiye’den bulmuştu ABD.
Türkiye’yi yöneten hükümetten cesaret alınmıştı.
‘Cesur olun biz sizin arkanızdayız’,
‘Sizinle bu konuda eş başkanlık yapmaya bile hazırız’ demişti hükümet yetkilileri Amerikalılara.
Hatta Irak işgalinin resmi adı olan BOP projesinde, “Diyarbakır bu projede bir yıldız olabilir” diye açık çek bile verilmişti hatırlarsanız.
Şimdi durduk yere çoktan unutulmuş bu meseleyi neden gündem ediyorum diye düşünüyor olabilirsiniz.
İsrail günlerdir Gazze’ye bomba yağdırıyor.
Binlerce ton bomba yağmur gibi yağıyor Filistinli Müslümanların üzerine.
Ölenler 400’e, yaralılar 2000’e yaklaşmış durumda.
Bu saldırıdan önce Türkiye’ye gelen İsrail Başbakan’ı Ehud Olmert üst düzey Türk siyasilerle tam beş saat süren görüşmede bulunmuştu.
İster istemez ABD’ye Irak’ı işgal etmek için cesaret veren malum siyasiler, İsrail’e de Filistin’İ vuracak, Gazze’ye bomba yağdıracak cesareti vermiş olabilirler mi diye bir şüphe oluştu bende.
Aklımdan bu şüpheleri kovmaya çalıştımsa da düşündükçe daha da dallanıp büyüdü bu şüpheler.
Conilerin Irak’ta yaptıklarına göz yuman ve onları lojistik olarak destekleyen ve hatta “kahraman(!) Amerikan askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmeleri için dua ediyorum” diyebilecek kadar ileri giden siyasiler neden İsrail’e de aynı desteği vermesinler?
Verebilirler ve sonuca bakılırsa da çoktan verdiler…
ABD’ye Irak’ta sağladıkları destekten daha büyük bir destek olmaz bence bu cesareti İsrail’e verdilerse…
Ne konuşulduğunu bilmediğimiz beş saat süren görüşmede siyasiler gerçekten İsrail’le neyin pazarlığını yaptılar tam olarak bilemiyoruz ama gerçek olan bir şey var ki, Türkiye üstüne düşeni tam olarak yapsaydı ne Irak’taki zulüm devam edebilirdi ne de İsrail bu derece canavarca katliamlarını yıllardan bu yana sürdürebilirdi.
TUNALIM
|
|
Yorum (0) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Ekonomi,siyaset ve sosyal konular
« July 2009 »
| Mon | Tue | Wed | Thu | Fri | Sat | Sun | | | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 |
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |
Arkadaşlar
• ramazansaman • ardafrt
|