BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Türk milletinin kaderi çile, fakirlik, düşkünlük ve zillet değildir. Kalkınmaktır, büyümektir ve daha da büyümektir” dedi.Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın Güneydoğu’dan başladığı iftar turunda ikinci adres Gaziantep oldu. Gelişinde uzun bir araç konvoyuyla karşılanan BTP Genel Başkanına Araban ilçesine vatandaşların ilgisi büyük oldu. Prof. Dr. Baş, iftar yemeğinin ardından programa katılan vatandaşlara hitap etti ve konuşmasında ülkemizde yaşanan sorunlara dikkat çekti. BTP Genel Başkanının ağırlıklı olarak üzerinde durduğu konuların başında tarım geliyordu.
“Türk tarımı son yıllarda adeta bitme noktasına geldi” diyen Prof. Dr. Baş konuşmasında Türk tarımı üzerine oynanan küresel oyunları açıkladı. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Sevgili arkadaşlar bunlar tarım kesimine hiçbir şey veremez. Hayvancısına hiçbir şey veremez. Niye veremez biliyor musunuz? Çünkü Avrupa Birliği ile akitleşme yaptılar, sözleşme yaptılar. Avrupa Birliği bunlara diyor ki; “Türkiye tarım ülkesidir, bu tarım ülkesinin yetiştirdiği mamulleri siz dünya pazarına süreceksiniz. -Bu nedir? Buğdaydır, mısırdır, yulaftır arpadır hatırınıza ne geliyorsa- Ürünlerinizi bu pazara sürdüğünüz zaman hem ABD’nin hem bizim rakibimiz olursunuz. Burası bizim pazarımız. Bu dünya bizim pazarımızdır. Biz sizi bu pazara koymayız. Sen hem Avrupa Birliğine ortak olacaksın, hem de benim pazarımı elimden alacaksın.” Bunun üzerine bizimkiler onlara, “o halde ne yapalım?” diye sordular. AB de “Tarımdan vazgeçin” dedi. Bizimkiler “ama bizim insanımızın yüzde 35’i tarım bölgesinde” deyince. AB, “o zaman bunu yüzde 15’e indirin” direktifini verdi.” Üreticiler perişan edildi Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Gaziantep’in Araban ilçesinde kalabalık bir vatandaş topluluğuna yaptığı konuşmada, “Türk çiftçisinin yaşadığı sıkıntılar asla tesadüf değil, bilinçli bir politikanın eseridir” dedi. “Tabii ki üreticiye bu topraklardan git diyemezler, bunun yolu, üreticiyi perişan etmektir” diyen BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Gelse siyaset size, “Araban’ı terk edin bakalım. Burada siz ne hayvan yetiştirebilirsiniz, ne pamuk yetiştirebilirsiniz, ne buğday yetiştirebilirsiniz ne mısır yetiştirebilirsiniz, size bunu yasaklıyorum” dese Arabanlı olarak ne yaparsınız? Herkes silahını alır caddeye koşar. “Vay ulan bu adam elimizdeki hak ve hukuku alıyor, bizi yerimizden yurdumuzdan ediyor” demez misiniz? Ha şimdi bunlar bunu yapacağı yerde yapmadılar ve “böyle yaparsak biz suçlu duruma düşeriz. E ne yapalım? Bunun buğdayına, üzümüne, mısırına ve şeker pancarına para vermeyelim. Bunlara aynı zamanda tahditler koyalım. Onlar istese de istemese de geçinemedikleri için o toprakları terk edecekler ve de bedava fiyatına satacaklar biz de rahat edeceğiz onlar da rahat edecekler” dediler.” Bu milletin kaderi çile değildir Tarım ve başta olmak üzere yaşanan tüm ekonomik sıkıntıların çözümünün dört ayrı uluslararası kongre ile tüm dünyaya deklare edilen kendisine ait Milli Ekonomi Modeli’nde olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “biz plan ve projelerimizle hazırız” diyerek Gazianteplilerden sadece bir dönem için destek istedi. Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Bu milletin kaderini artık çile olmaktan kurtaralım. Bu milletin kaderi çile, fakirlik, düşkünlük ve zillet değildir. Kalkınmaktır, ileri gitmektir büyümektir ve daha da büyümektir” [10.09.2008] TUNALIM... İCAZETİ MİLLETTEN ALIRIZ
ABD, AB ve IMF’den icazet alanlar ülkenin sorunlarını çözemezler diyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş “biz diğer partilerden farklı olarak icazeti ABD ve AB’den değil sizden istiyoruz” dedi.
|
BLOĞUMA HOŞGELDİNİZ
7/10/2008

Osmanlı’nın cihan hâkimiyetinin sona ermesinden bu yana, insanlık ailesinin yüzü bir türlü gülmedi. Hayatı kan, zulüm, işkence ve işgallerle geçti. Haçlı ruhunun küreselleşme adı altında maskesini değiştirdiğinden bu yana; zulüm ve açlık insanlığın arkadaşı olmuştu.
Genelde dünya insanlığı, özelde Türk Milleti, Haçlının yerli ve yabancı güçleri tarafından kuşatılmış, can damarları kurutulmuş, ayakta duracak mecali bile kalmamıştı.
Onu bu sefaletten kurtaracak bir sesi, bir soluğu hep bekledi durdu…
Halkımızın, “ne olacak halimiz?” dediği zamanda duydukları sesler hep; malum seslerdi:
“AB olmazsa olmaz”
“ABD dünyanın en hâkim gücüdür o istemeden hiçbir şey olmaz”
“IMF ile kamçı yemeden, bir ortak gibi çalışacağız”
“AB uyum yasalarının dışında bir şey düşünemeyiz”
“Kenar ülke konumuna düşmemek için AB ile bütünleşmek zorundayız” vs…
Eğitimden sağlığa, ekonomiden siyasete, hatta günlük yaşantımıza varıncaya kadar her şeyimiz; dışarıdan estirilen rüzgârlarla tarumar edildi. İnsanımız adeta sindirilmiş bir vaziyete dönüştürüldü.
Yaban ellerden gelen telkinlerle sanki hipnoz edilmiş insanımız, kendi benliğini kimliğini dahi tanımaz bir hale düşmüş; canından bezmiş bir haldeydi.
İnsanımız öyle bir hale düşürülmüştü ki küresel güçlerin dışında hiçbir çözüm olmadığına inandırılmıştı.
Hayatını insanlığın hizmetine adayan bilge insan Prof. Dr. Haydar Baş milletimizin bu durumuna duyarsız kalamazdı. Gecesini gündüzüne katarak şahsına münhasır bir model olan “Milli Ekonomi Modelini” hazırladı. “Durun, buralar çıkmaz sokak” diyerek gerçek çözümün adresinin “Milli Ekonomi Modeli” olduğunu gösterdi.
Evet, insanlığın beklediği ses, bu ses işte…
Dünya çapında bilim adamları, Prof. Dr. Haydar Baş beyin bu sesine kulak verip, onun bu tezini deklere etmektedirler.
Bilim adamları düzenlenen 4 Uluslararası Kongreyle; “Milli Ekonomi Modeli” ve “Sosyal Devlet Mille Devlet” tezini dünyaya haykırdılar. Vatandaşımızın bu fırsatı değerlendirmekten başka yolu kalmamıştır. Sadece Türk milletinin değil, bütün insanlığın sosyal sıkıntılarına son vermek istiyorsanız;
Ey ehli vicdan, duyun bu sesi..!
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BATININ DA KURTULUŞU MİLLİ EKONOMİ MODELİ'NDE
7/10/2008
|
http://www.btp.org.tr/index.php?sayfa=icsayfa&sirano=1556 TUNALIM
|
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BTP NİN TARİHİ MİSYONU
4/10/2008
Gerek Türkiye gerekse de dünya ekonomisi en sıkıntılı dönemini yaşamaktadır. Para sihirbazı diye nam salan, küresel para oyunlarına yön veren,
Ünlü dolar milyarderi George Soros, ABD’nin en büyük konut finansman şirketleri Fannie Mae ve Freddie Mac ile ilgili yaşanan kriz hakkında; "Bu vaka sonuncu değil. Yıl boyunca süren küresel mali piyasalardaki sıkıntı, hayatımdaki en ciddi mali krizi gösterdi"
''Sanırım dolar savunmasız, çünkü ekonomi durgunluğa gidiyor ve yetkililerin faaliyetleri borçların birikmesine yol açıyor.”dedi. Kredi krizinin sadece mali piyasalarda değil, ABD ekonomisinde artan bir etkisi olduğuna işaret eden Sorus, ''Gerçek ekonominin etkilenmeyeceği bir krizin olabileceğini düşünmek boş bir rüya'' dedi.
Demek ki iflas etmiş ekonominin, tıkanan piyasanın problemlerinin çözüm adresi olarak gösterilen AB ve ABD yanlı siyasette çökmüştür. Böylece batıdan umut bekleyenler için de suyun ucu görünmüştür. Şimdi milletimizin yapması gereken; yıllarını AB ve ABD kapılarında bekleyerek heba edenlerden hesap sormaktır. Yaşanan her kriz, yaşanan her problem milletimizin bağrından çıkan, derdi vatan ve millet olan Sayın Prof. Dr. Haydar Baş’ı haklı çıkarmaktadır. O, vatan sathını karış karış dolaşarak köy kent demeden, yaşlı genç, kadın erkek demeden bıkmadan usanmadan milletimizi gelecek tehlikelere karşı uyarmıştı. Özellikle de ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli ile dünyada yaşanacak ekonomik sıkıntıları yüksek öngörüsü sayesinde önceden sezmiş ve çarelerini sunmuştu.
Sayın Baş Milli Ekonomi Modelinde tüketim eksenli bir çözümden bahsetmiştir. Dünyada uygulanmakta olan önceki ekonomi modellerinin aksine iktisadın tarifinden tutun, paraya getirdiği farklı tariften, piyasada bulunması gereken para miktarını formülize eden emisyon hacmine varıncaya kadar farklı yorum ve çözümler sunmuştur. Çözüm önerilerini “Milli Ekonomi Modeli” ve “Sosyal Devlet Milli Devlet” adlı iki kitap ve dört uluslararası kongre ile dünyaya duyurmuş, dünyaca ünlü iktisat adamları, sosyal bilimciler Sayın Baş’ın tezi önünde hayranlıklarını dile getiren tebliğler sunmuş, şimdi kendi memleketlerinde gönüllü fikir elçiliği yapmaktadırlar. Şimdi Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli kitabından para hakkındaki tarihi tespitlerini aktaralım;
“Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış harcamalarının borçlanmadan temin edebilmesinin adı ve formülüdür.
Çözümlerimize Milli Ekonomi Modeli’nde getirilen “Para tarifi” ile başlayalım.
Kapitalist anlayışa göre para, sadece mübadele ve tasarruf aracıdır. Bu anlayışta paranın “tahrik unsuru olması” ve “emek ve üretimin karşılığı olması” özelliği yok sayılmaktadır.
Para hakkında bilgi sahibi olmak için onun hangi fonksiyonları yerine getirdiğinin bilmek gerekir.
Milli Ekonomi Modeline göre paranın 4 temel özelliği vardır.
1- PARANIN TAHRİK UNSURU OLMASI :
Modelimizde para, emeği tahrik ederek mal ve hizmet üretimini sağlayan bir araçtır.
Yani para, diğer iktisat ekollerinin iddia ettiği gibi ekonomiler üzerinde “etkisiz eleman” değildir. Bilakis, işlemci olarak, üretim ve tüketimle ilgili niyetlerin açığa ve ortaya çıkmasına vesile olmaktadır. Bu özellik yalnızca Milli Ekonomi Modeli ile iktisat literatürüne girmiştir.
2- EMEĞİN VE ÜRETİMİN KARŞILIĞI OLMASI :
Günlük hayatta para olmadığında gıda, giyim, barınma, güvenlik gibi temel ihtiyaçlar karşılanamayacağı gibi; yeraltı ve yerüstü kaynaklarını çıkaracak emek de devreye konamaz.
Para, harekete geçirdiği emeğin ürettiği mal ve hizmetin karşılığıdır. Üretimi devreye koyacak paranın başlangıçta karşılığı olmayabilir. Ama üretimle beraber para, kendi karşılığını hatta daha fazlasını oluşturma kabiliyetindedir. Zati değeri olmayan paranın maliyeti, üretim faktörlerini devreye koyarak elde edilecek mal ve hizmetin değerinden çok daha az olacaktır.
Paranın bu vasfı da yalnızca Milli Ekonomi Modeli ile ortaya çıkmıştır.
Milli Ekonomi anlayışında piyasalarda dolaşan para maliyetsiz olduğu için, emeği tahrik edecek ve üretim faktörlerini devreye koyacak para da maliyetsizdir. Başlangıçta zati değeri olmayan para, emeği tahrik etmek ve devreye koymak suretiyle, mal ve hizmet üretimini sağlayarak kendine karşılık bulur.
Emeğin ve üretimin karşılığı olarak devreye girecek olan para, atıl duran insanların emeğini harekete geçirir. Nitekim mesela, yol yapımı için gerekli olan malzemeler dağlardan temin edilerek, yollar insanların hizmetine sunulabilir. Bu sayede hem insanların emeği değerlendirilecek, hem de yol yapılarak ekonomik bir değer oluşturulacaktır.
3- PARANIN DEĞİŞİM (MÜBADELE) ARACI OLMASI:
Piyasada bulunan her türlü mal ve hizmet, para ödenerek satın alınır. Bu, paranın mübadele özelliğidir. Değişimin tam olarak yapılabilmesi için piyasada yeterli miktarda paranın bulunması gerekmektedir.
Liberal ekonomilerde tedavüldeki bu para maliyetlidir. Maliyetli para üretimde kısıntıya neden olur. Talep daralması da görülür.
Liberal anlayışta temel yöntem olan paranın faizle piyasadan çekilmesi, mübadelenin sağlıklı yapılmasını engeller. Paraya olan ihtiyacın emisyonla piyasalara iadesi engellenerek piyasalara para satanların önü açılmış olur. Neticede toplum, tüketim kabiliyetini kaybeder ve en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz olur.
Artan dünya nüfusunun tüketim yapamaması, üretim miktarının yetersizliğinden değil, insanların o tüketimi yapacak paradan mahrum olmalarından kaynaklanmaktadır.
Ekonomi Modeli’nde mübadele için piyasada olması gereken para maliyetsizdir. Bu sayede paranın piyasalarda dönmesi, serbestçe dolaşımı, reel ekonomiye katkısı sağlanmaktadır. Mübadelenin yaygın şekilde yapılmasını sağlayan Milli Ekonomi Modeli, üretilen mal ve hizmetin değerinde mübadele yapılabilmesi için arz ve talebin dengede olmasını şart koşar.
Milli Ekonomi Modeli’nde denge, belirli bir matematik ölçüsü içerisinde, arz ve talebin bazen ayrı ayrı, bazen de aynı anda emisyonla desteklenmesiyle sağlanır. Bu yaklaşım ileride ele alacağımız sürekli büyümenin de formülüdür.
4- PARANIN TASARRUF ÖZELLİĞİ :
Liberal ekonomilerde paranın tasarruf edilmesindeki amaç faizle para kazanmaktır.
Dolayısıyla Liberal anlayışın değer saklama aracı olarak paraya yüklediği fonksiyonlar:
a- Paranın üretimden çıkıp, reel ekonominin dışına kaymasına,
b- Paranın tekelleşmesine,
c- Dünyada üretilen mal ve hizmetin global güçlerin eline verilmesine,
d- Üretim maliyetlerinin artmasına,
e- Talebin daralmasına,
f- İşçi ücretlerinin ve verimliliğin düşmesine neden olur.
Milli Ekonomi Modeli’nde piyasadaki para maliyetsiz olduğu için değer saklama aracı olarak para,
a- Mal ve hizmet üretimi,
b- Günlük tüketim ihtiyacının karşılanması,
c- Düğün, seyahat, hastalık gibi ileriye dönük ihtiyacın karşılanması için tasarruf edilir.
Tasarruf aracı olarak paraya yüklenen fonksiyon
a- Paranın serbest dolaşımına,
b- Üretim ve talebin artmasına,
c- Gelir dağılımının düzelmesine neden olur.
Şimdiye kadar yanlış uygulanan para politikaları ile, kişilerin tüketim kabiliyeti engellendiği gibi kaynakların da yeterince kullanılması imkansız hale getirilmiştir.
Modelimizde, bugün hızla gelişen ekonomilerde nedeni anlaşılamayan DURAĞAN DÖNEMDEN ÇIKIŞ VE BÜYÜMEDE SÜREKLİLİĞİN SAĞLANMASI temin edilirken, bir yandan da halledilmesi imkânsız gibi görünen İŞSİZLİK problemine çare olunmaktadır.
Bunun yolu olarak Sosyal Devlet anlayışı içinde ele alınan; ülke kaynaklarının, emisyonla desteklenmiş faizsiz krediler ve devlet – millet ortaklığı ile kurulacak üretim tesisleri yoluyla harekete geçirilmesi, üretim ve tüketimin beraber desteklendiği bir üretim seferberliği başlatılmasıdır.
Milli Ekonomi Modeli, üretimde devlet desteğinin sağlanması ile maliyetlerin aşağı çekilmesi, vergisiz bir ekonomi, faizsiz bir ekonomi, keyfi fiyatlandırmaya devlet tarafından engel olunması yaklaşımları ile de ENFLASYON sıkıntısını halletmektedir.
Bu bağlamda Milli Ekonomi Modeli, Kapitalist sistemin günümüze kadar çözemediği ve artık krizleriyle kabul ettiği GELİR DAĞILIMINDA DENGE, SÜREKLİ BÜYÜMENİN YAKALANMASI, TAM İSTİHDAMIN SÜREKLİ SAĞLANMASI meselelerini de tarihe gömmektedir.
Tezimizde devletin önemli bir vazifesi de, millete ait olan yeraltı ve yerüstü kaynaklarının milletin kullanımına açılmasının sağlanmasıdır. Bu sayede millete ait olan kaynakların yine millet tarafından işletilmesi ve kullanılması sağlanırken, bir taraftan da kaynakların doğru olarak işletilmesi ile üretim seferberliğinin hayata geçirilmesine katkıda bulunulacaktır.
Mesela, ülkenin herhangi bir yerinde bulunan petrol madeni bu ülkenin tamamına aittir. Ve milletin tamamına fayda verecek şekilde devlet tarafından işletilmelidir. Bu model devlet-millet ortaklığıdır. Kurulacak şirketin bir kısmının hissesi vatandaşlara ait olmalı, diğer kısmının gelirini ise devletin kamu harcamaları için ayrılmalıdır.
Milletin bu işletmelere ortak olması da emisyonun genişletilmesi yoluyla verilecek faizsiz kredilerle temin edilecektir.
Bu mesele, Türkiye’miz açısından ele alındığında ayrı bir önemi haizdir. Zira yaklaşık olarak 3 katrilyon dolarlık bir maden rezervine sahip olan Türkiye’ de yeraltı kaynaklarımız çıkarılan kanunlar ile yabancı şirketlere adeta peşkeş çekilmektedir. Sonunda “hazine üzerinde oturan dilenci”ye dönüştürülen Türkiye’de, kaynaklarımızı devrettiğimiz yabancılardan faizle para alır hale geldik. Bu bizim paramızı yine bize satmaktan başka bir şey değildir.
Uğur Kepekçi--TUNALIM...
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ZAMLARIN NEDENI YABANCIYA SATIS
4/10/2008
BTP Genel Baskani Prof. Dr. Bas, elektrikten dogalgaza yagmur gibi gelen zamlarin rekor cari acik ve kilit onemdeki sirketlerin yabancilara satilmasindan kaynaklandigini soyledi.
Bagimsiz Turkiye Partisi (BTP) Genel Baskani Prof. Dr Haydar Bas, Bursa’da yaptigi konusmada, son donemde yaz kuraginda yagmur gibi yagan zamlari degerlendirdi. BTP Genel Baskani, vatandasin belini buken zamlarin rekor kiran cari acigi kapatma politikasina ve enerji sektoru basta olmak uzere dev kuruluslarin yabancilarin eline gecmis olmasina bagladi. Partisinin uygulayacagi enerji politikasini da anlatan Prof. Dr. Bas, “Iktidarimizin 18. ayindan itibaren elektrige vatandasa bedava verecegiz” dedi. Zamlarin asil nedenleri Su anda Turkiye’nin cari acigi tam 52 milyar dolar oldugunu hatirlatan Prof. Dr. Bas, “Daha once bunlar borc para alip Hazine’de gosteriyorlardi ve caka satiyorlardi. Simdi elde avucta bir sey kalmayinca, bir sey yapacak halleri de kalmadi. 52 milyar dolarlik cari acigin kapanmasi lazim. Bunun icin ne gerekiyor? Milletin sirtina vurmak. Iste o yumruk sana da, geliyor bana da geliyor. Bu zamlarin asil nedeni bu?” diye konustu. BTP Genel Baskani, ‘halki canindan bezdirdi’ dedigi zamlarin ikinci nedeni olarak da yapilan dev ozellestirmeleri gostererek, sunlari soyledi: “Kamunun elinde Petkim, Tupras, POAS, Telekom, Erdemir, Sumerbank, deniz ve hava limanlari, Seka gibi kuruluslar vardi. Bunlari bedava fiyatina bu arkadaslar elimizden cikardi. Peki, elimizden cikardi da Turkiye’nin yabanciya olan borcunu verdiler mi? Yok hayir, bunu da veremediler.”
Enerji sektorunde ip yabancinin elinde Turkiye’deki enerji sektorunun bu satislar nedeniyle yabancilarin eline gectigini soyleyen Prof. Dr. Haydar Bas, artik ip onlarin elinde diye konustu ve sunlari soyledi: “Yabanci diyor ki, ‘ben enayi degilim’.. Turk milletine hizmet edemem. Yuzde 21 zam yapacagim. Hukumet de kontrol edemiyor, o da istenen zammi yapiyor. Aradan gecti uc dort ay, yabanci yine ne dedi? Yuzde 20 zam yapacagim. Gene yuzde 20 zam yapiyor. Ne etti yilbasindan bu gune kadar? Yuzde 42. Neden yuzde 42? Cunku enerji kaynaklarimizin tamamini bu arkadaslar elimizden cikardi.” Care BTP’de BTP Genel Baskani Prof. Dr. Bas, bu sozlerin ardindan partisinin enerji politikasini anlatarak, “Once yabancilarin gudumunden kurtulacagiz” dedi.Prof. Dr. Bas, sunlari soyledi: “Bu adamlari da kovmayacagiz, yanlis anlamayin. Biz mert bir milletiz, oyle verip de onun elinden alma da yok. Almaya tesebbus edersek, ne diyecegiz ona? Kac para verdin? 1 verdin, al sana 3... 2 de degil 3 verip o sekilde alacaksak, alacagiz.” Elektrik bedava BTP Genel Baskani, “Tum hesaplari en ince ayrintisina kadar yaptik, gunumuzde 3–4 baraj kurulan nehirlerdeki baraj sayisini arttirip, komur rezervlerini de devreye sokarak iktidarimizin 18’inci ayindan itibaren elektrigi halka bedava verecegiz” diye konustu. Haydar Bas, sunlari soyledi: “Biz kismet olursa o yatak boyunca en az yuz yerde yuz ayri baraj kuracagiz. Enerji uretim merkezleri olusturacagiz. Ve Turkiye’nin her tarafina cok az kayipla beraber, onlarin kaybettiklerini millete hibe olarak vermek suretiyle nasip olursa bunun onune gececegiz. Bak islenmemis komur kaynaklari var. Santraller kurulacak. Biz bu kaynaklari kismet olursa cogaltip size iktidarimizin 18. ayindan itibaren bedavaya enerji verecegiz.”Prof. Dr. Bas, bu aciklamalarin ardindan “Biz planimiz, programimiz ve projleremizle haziriz” dedi ve vatandastan tum sorunlarin cozumu icin destek isteyerek, “O zaman bakin ulke alti ayda duzeliyor mu, duzelmiyor mu? Oyle iki sene, uc senede degil alti ayda bu ulkeyi biz duzeltiriz, sevgili arkadaslar. Kimsenin kuskusu olmasin.” |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BTP ÖZGÜRLÜKLERİN GARANTÖRÜ
4/10/2008
Prof. Baş’ın Hatay’ın farklı bölgelerinde vatandaşlarla yaptığı sohbet toplantıları gün boyu devam etti. Bölgenin kanaat önderleri de BTP liderinin bu ziyaretinden memnun kaldı. Haydar Baş Hatay’da vatandaşların yoğun ilgisine “ev daveti”yle cevap verdi ve ortaya ilginç diyaloglar çıktı. |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
TÜRK MİLLETİ SERVET ÜZERİNDE YAŞIYOR..
4/10/2008
MTA verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye'nin karmaşık jeolojik yapısı çok çeşitli madenlerin ülkede bulunmasına olanak sağlıyor. Türkiye yer altı kaynakları yönünden dünya madenciliğinde adı geçen 132 ülke arasında toplam üretim değeri itibariyle 28'inci, maden çeşitliliği itibariyle 10'uncu sırada yer alıyor. Türkiye başta endüstriyel ham maddeler olmak üzere, metalik madenler, enerji ham maddeleri ve jeotermal kaynaklar açısından zengin bir konumda bulunuyor.
Türkiye'de günümüzde dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77'sinin varlığı Türkiye'de saptanırken, halen 60 civarında farklı maden ve mineral üretimi yapılıyor.
Dünya metal maden rezervlerinin yüzde 0,4'ü, endüstriyel ham madde rezervlerinin yüzde 2,5'i, kömür rezervlerinin yüzde 1'i ve jeotermal potansiyelinin yüzde 0,8'i Türkiye'de bulunuyor.
Zengin olunan madenler arasında ilk sırayı, 3,066 milyar ton ile dünya rezervlerinin yüzde 72'ini oluşturan, bor mineralleri alıyor.
ALTIN POTANSİYELİ
Türkiye'nin teorik altın potansiyelinin 6 bin 500 ton olduğu tahmin ediliyor. Türkiye, bu potansiyelle dünyada ikinci potansiyel durumunda bulunuyor. Şu ana kadar yapılan çalışmalarla 600 ton altın varlığı görünür hale getirilirken, mevcut potansiyelin yüzde 10'u bulundu ve altın yataklarından şu ana kadar 50 ton civarında altın üretildi.
Takı, mücevher tasarımında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan Türkiye'de yılda 300 ton altın ithal ediliyor. İthal edilen altının 100-150 tonu Türkiye'de işlendikten sonra ihraç ediliyor, kalanı ise yurt içinde tüketiliyor.
JEOTERMALDE AVRUPA BİRİNCİSİYİZ
Teorik jeotermal enerji potansiyeli 31 bin 500 MWt (megavat termal) olan Türkiye, bu potansiyeli ile dünyada 7'inci, Avrupa da ise birinci konumda bulunuyor. Türkiye'nin bugün jeotermal enerjiyi doğrudan kullanım kapasitesi bin 229 MWt. Doğrudan kullanım açısından ise Türkiye dünya sıralamasında 5'inci konumda.
KÖMÜR
Enerji ihtiyacının yerli kaynaklardan karşılanması politikası kapsamında da son 3 yılda yapılan kömür arama projeleri kapsamında (özellikle derin sondajlar yaparak) 20-25 yıldır değişmeyen 8,3 milyar ton kömür rezervi, 300 bin metre sondaj yapılarak ve 2,3 milyar ton yeni kömür rezervi bulunarak yüzde 28 oranında arttı. Toplam linyit rezervi de 10,6 milyar tona yükseltildi.
YILDA 5-6 MİLYAR DOLAR KATMA DEĞER
Türkiye'de yılda 150 milyon ton seviyelerinde üretilen maden ürünleri, inşaat sektöründe ve sanayide ham madde olarak tüketilirken, yılda Türkiye'ye 5-6 milyar dolar katma değer kazandırıyor.
Endüstriyel ham madde potansiyeli açısından Türkiye dünya rezervinin yüzde 2,5'ine sahip. Bazı endüstriyel ham madde mineralleri açısından ise çok daha fazla oranlarda rezerve sahip olan Türkiye'de maden ihracatının en büyük kısmını (yüzde 70-80'ini) endüstriyel ham maddeler oluşturuyor. Özellikle de 1 milyar doları aşan ihracatla mermer, 400 milyon dolar ihracatla bor önemli yer tutuyor.
DERİN MADEN ARAMACILIĞININ ÖNEMİ
Türkiye'nin zengin kaynaklara sahip olduğu madenler arasında bor, linyit, mermer, perlit, pomza, feldspat, bentonit, barit, manyezit, sodyumsülfat, kayatuzu, trona, jips, stronsiyum tuzları, zeolit, olivin, asbest, lületaşı, sepiyolit, profilit, dolomit, kalsit, fluorit, kuvars-kuvarsit, siliskumu, zımpara, diyatomit, kireçtaşı, yer alıyor.
Söz konusu madenler ile daha çok kömür rezervi bulmak için derin maden aramacılığı ve işletmeciliğine geçmek önem taşıyor.
2010 MADEN İHRACAT HEDEFİ 10 MİLYAR DOLAR
Türkiye'nin 2004 yılında yaklaşık 1,3 milyar dolar olan maden ürünleri ihracatı, 2005 yılında 1,5 milyar dolara çıktı. 2006 yılında yaklaşık 2 milyar dolara ulaşan maden ihracatı, geçen sene 2 milyar 715 milyon dolara yükseldi. Bu yılın ilk 6 aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34 arttı.
Maden ihracatında doğal taşlar 1 milyar 250 milyon dolar ile ilk sırada yer alıyor. Doğal taşlar ürün grubunu 544,3 milyon dolar ile metalik madenler, 491 milyon dolar ile endüstriyel ham maddeler takip ediyor.
Maden ihracatında bor, krom, selestit, manyezit, barit, mermer, ponza, feldspat gibi madenlerin ilk sırada yer aldığını ifade eden yetkililer, Türkiye'de yılda yaklaşık 60 milyon ton kadar üretilen kömürün ise büyük çoğunluğunun termik santrallerde olmak üzere yurt içinde tüketildiğini belirttiler.
Madencilikle yeniden yapılanma ve planlama dönemine geçildiğine dikkat çeken yetkililer, 2010 yılında da maden ihracatının 10 Milyar dolar olarak hedeflendiğini kaydettiler. Diğer önemli maden rezervleri şöyle:
-Çinko-kurşun: Türkiye'nin metal içeriği olarak 860 bin ton kurşun, 2,3 milyon ton çinko rezervi bulunuyor.
-Demir: Ortalama yüzde 50-55 tenörlü işletilebilir demir rezervi toplamı 113 milyon ton dolayında bulunuyor.
-Krom cevheri:Türkiye'nin krom rezervi 26 milyon ton civarında.ü
-Bor: Türkiye 3 milyar 66 milyon ton olan bor rezervleri ile dünya bor potansiyelinin yüzde 72'sini elinde bulunduruyor.
-Alüminyum: Alüminyum üretimine uygun boksit rezervi 87 milyon ton civarında bulunuyor.
-Bakır:Türkiye'de toplam bakır rezervi, metal içeriği olarak 1,5 milyon ton bakır düzeyinde bulunuyor. Ekonomik olarak değerlendirilmeyen düşük tenörlü bakır kaynakları dahil edildiğinde toplam bakır kaynağı metal içeriği olarak 3,5 milyon tonu buluyor.
-Trona:Türkiye'nin Beypazarı ve Kazan yataklarıyla beraber toplam trona rezervi 836 milyon ton düzeyinde.
-Alçıtaşı: Büyük alçıtaşı potansiyeline sahip olan Türkiye'nin rezervleri tam olarak belirlenmedi. Yıllık alçı taşı üretimi 3 milyon ton civarında.
-Mermer ve doğal taşlar: Türkiye'nin 80 bölgesinde 150'den fazla değişik renk, desen, ve kalitede mermer rezervleri bulunuyor. Türkiye'nin mermer potansiyelinin 5,1 milyar metreküp civarında olduğu tahmin ediliyor.
-Seramik ve cam ham maddeleri: Sektörün ana ham maddesini kuvars, kuvarsit, kuvars kumu, feldspat, kil ve kaolen oluşturuyor. Türkiye'de 89 milyon ton kaolen, 354 milyon ton seramik ve refrakter kil, 239 milyon ton feldspat, 1,3 milyar ton kuvars kumu, 2,3 milyar ton kuvars-kuvarsit potansiyeli bulunuyor.
-Çimento ve diğer yapı malzemeleri:İnşaat sektöründe büyük oranda hafif yapı elemanı ve beton agregası olarak da kullanılan ponza potansiyeli 1,5 milyar metreküp, perlit potansiyeli ise 5,7 milyar ton düzeyinde.
-Bentonit: Türkiye'de Ankara Çankırı, Tokat, Edirne ve Ordu illerinde yoğunlaşan değişik alanlarda kullanılabilir 250 milyon ton bentonit rezervi bulunuyor.
-Manyezit: 41-48 manyezit içerikli 111 milyon ton manyezit rezervi bulunuyor.
(AA) Alıntı:Sabah gaz.TUNALIM...
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SUYA HASRET MİLLETİME OKYANUSU SUNDUM
4/10/2008
Kilis’te coşkuyla karşılanan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “Siz bir bardak suya muhtaçtınız ama ben sizin önünüze okyanusu koydum. Bu Allah'ın bir lütfudur” dedi.Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, güneydoğudaki iftar programlarına Kahramanmaraş ve Gaziantep’in ardından Kilis’le devam etti. Kilisliler Prof. Dr. Haydar Baş’ı şehrin dört bir yanına astıkları "hoş geldiniz" yazılı pankartlarla karşıladı. Vatandaşların büyük ilgi gösterdiği iftar yemeğinde, davetliler arasında Rusya Bilimler Akademisi öğretim üyesi Prof. Dr. Victor Minin de vardı. Kilis’teki iftar yemeğinin ardından vatandaşlara hitap eden BTP Genel Başkanı, Türkiye’nin gidişatıyla ilgili genel bir değerlendirme yaptı. Siyasetin tıkanma noktasına geldiğini ifade eden Prof. Dr. Baş, “Mevcut iktidarın ve muhalefetin Türk halkına bir şey vermesi mümkün değildir” dedi. BTP Genel Başkanı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gerek iktidar partisini gerekse muhalefetin, -bu Cumhuriyet Halk partisi de olabilir Milliyetçi Hareket Partisi de olabilir- size bir şey vermesi asla ve kat'a mümkün değildir. Neden diyeceksiniz. Çünkü iktidar ve bu saydığım partilerin tamamı, Türkiye’nin yıllık bütçesini hazırlarken -mali bütçeyi- kendilerinin iradesinde bir bütçe hazırlamıyorlar. Tarıma bir şey verebilmesi için bunu mutlaka bütçede göstermesi lazım. Ormancıya, işçiye ve memura bir şey verebilmesi için onu bütçede göstermesi lazım. Bu bütçede ne işçinin, ne memurun, ne emeklinin, ne çiftçinin, ne de çöpçünün yeri var.” Çıkış yolumuz MEM’dir "Siyasi ve ekonomik sıkıntılardan çıkış yolu Milli Ekonomi Modeli’dir" diyen BTP Genel Başkanı, Kilisli vatandaşların coşkuyla alkışladıkları konuşmasında önce bu modelde yer alan her Türk vatandaşına 500 YTL vatandaşlık maaşı ve yeni tarım modeli gibi projeleri anlattı. Ardından da bunu nasıl hayata geçireceğinin üzerinde durdu. Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Anadolumun güzel insanına her birini huzura rahata kavuşturacak imkânları hazırladım ve geçimlerini garanti altına aldım. Artı, projeleri hayata geçirebilmek için gerekli olan kaynakları gösterdim.” Bor, Türkiye’ye kıyamete kadar yeter Prof. Dr. Haydar Baş, yapmayı taahhüt ettiği projelerine kaynak olarak, tüketici kesimini güçlendiren özel vergi sistemini, devletin üretim ve emeğin karşılığı olarak para basması anlamına gelen senyoraj gelirini devreye koyması ve 3 katrilyon dolarlık yer altı madenlerinin devlet-millet ortaklığıyla işletilmesini gösterdi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, iki çarpıcı örnekle, bu kaynakların nasıl yabancılara yok pahasına satıldığını ifade etti. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Biz Çayeli bakır işletmesinin sahip olduğu madeni çıkarıp işlediğimiz zaman en az 500 milyar dolar kıymete sahip oluyor. Sevgili arkadaşlar, biz bu kadar serveti kaç paraya ihale ettik biliyor musunuz? Sadece 49 milyon dolara. 500 milyar nerede, 49 milyon dolar nerede... Tam on binde biri fiyatına bu serveti feda ettik. Ve bor. Dünya bor medeni rezervlerinin yüzde 70’i Türkiye’de. Bor madeninin yüzde 30’u dünyanın bütün ülkelerinde, yüzde 70’i Türkiye’de. Bor ile Türkiye kıyamet sabahına kadar bakılır.” Biz bu işi yapacağız BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, konuşmasında Kilislilerden bir döneme mahsus destek istedi. “Zaten biz geliyoruz, hiç merak etmeyin” diyen Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Evet, siz bir bardak suya muhtaçtınız ama ben sizin önünüze okyanusu koydum. Bu Allah'ın bir lütfudur. Şimdi hep beraber gelin karar verelim. Gerek belediye seçiminde gerekse genel seçimde Bağımsız Türkiye Partisi'ne destek verelim. Bu güne kadar A ya da B partisi adında partilerimiz olabilir. Allahın selameti onların başına olsun. Bakın, zaten biz geliyoruz yanlış anlamayın. Hep beraber var mısınız buna? Bu işi biz yapacağız Kilislim hiç merak etme.” ![]() TUNALIM....Klipklak,izleyiniz |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
TÜRKİYE'DE BU GÖTÜRME OLAYLARINI KİMSE İPLEMİYOR
4/10/2008
Bana göre Türkiye'de bu "Götürme " haberlerini kimse iplemiyor...
----Bana kimse bu tür olayların bu adamların tekrar seçilmesine etkisi olur demesin ,bizim Millet'te acayip bir “empati “ yeteneği var,
--- Nasıl yani abi ?
--- Nasıl olacak ;” empati” demek , kendini karşısındakinin yerine koymak demek
--- Eee ?
--- Eee si bu ; kendini onların yerine koyuyor ve “ben de olsam götürürdüm anasını satayım” diyor ve biz de” ulan bu adamların ne kadar fazla götürme olayı ortaya çıksa yine de yükselişteler ne iş bu kardeşim ?” diyoruz ,
--- ”götürüyorlar ama iş de yapıyorlar be abi “ yalakalığı da var
--- O yalakalık , yani ; “abi iş yapsınlar da götürsünler , eskiler hem götürüyor hem de bir çivi bile çakmıyordu ,bunlar yine metrobüs falan yapıyorlar “gibi salak muhabbetlerin tek suçlusu bunlar değil , bunların kökü derinlerde,
--- Taa Osmanlıya mı dayanıyor ?!
--- Yok deve , Selçuklulara bile gidiyor !,
--- Bence parayı ilk icat eden “ Lidya” lılara kadar gider !
--- Geyiği bırak da , ne olacak ? yani bu işler bize kader olarak iyice yapıştı mı yani ?
--- Hani belin ağrır da” yakı” yapıştırırsın ya ve sökerken acıdan gözlerinden yaşlar gelir ve sırf sökmenin acısını bildiğinden sökmeyi hep ertelersin , bu iş de aynen öyle , bu “yakı” deva olsun diye yapıştırıldı ve aslında hiçbir şeye yaramadı ama sökmek de g.... istiyor ve zart diyoruz zurt diyoruz adamları idare ediyoruz ,zonra da , “Bulgarlar ,Romenler bile işi yırttı” deyip , hala bu “deve güreşi”ni seyrediyoruz...
---- yuh bize ulan yuh...
Deli ve deli...
Deliormanlı---Tunalım
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
KELDEN MERHEM BEKLENMEZ...
4/10/2008
AKP hükümetinin her bakımdan “siyasi sicili” belli oldu. AKP’nin Türk milletinin hiçbir problemini çözecek bir kabiliyeti olmadığı ortaya çıktı.
Milletimizin yaşadığı son 6–7 yıllık ağır tecrübeden sonra AKP’nin vaziyetini herkes görmeye başladı. Köylü gördü, çiftçi gördü, işçi–memur gördü, esnaf ve işadamları gördü, sanayici ve tüccarlar gördü.
Millet topyekün kan ağlıyor…
AKP yandaşı birkaç rantiyeci dışında, herkes, yoklukla cebelleşiyor.
Fabrikalar kapanıyor, işçiler kapı dışarı ediliyor. Köylü ve çiftçi artık toprağını işlemiyor, ekmiyor, biçmiyor.
Toplumun dar gelirli yüzde 95’lik kesimi ya hacizlerle, ya iflasla yahut faiz ve kredi kartı batağında can çekişiyor.
Ramazan’ın başından beri Anadolu’yu ve Trakya’yı geziyoruz BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş bey ve kurmay kadrosuyla… Kahramanmaraş’tan Kilise, Gümüşhane’den Samsun’a, Ankara’dan Manisa’ya turluyoruz… Anadolu ve Trakya sanki bir büyük savaştan çıkmış gibi.
Ovalar, bağlar, bahçeler metruk vaziyette.
Güzelim şehirlerin, beldelerin üstüne “işsizlik kasveti” çökmüş karabasan gibi.
İnsanlar, elleri böğürlerinde, umutsuz umutsuz bekleşiyorlar, pineklemişler kahvehane veya kendi hanelerinin önlerinde.
İş bekliyorlar, aş bekliyorlar… Kısaca BTP Genel Başkanı Haydar Baş’ı bekliyorlar.
Bu sebeple birçok belediye başkanı, BTP’ye katılıyor… Birçoğu katılmak üzere hazırlık yapıyor.
Çünkü projesi ve çözümü olan tek lider Prof. Dr. Baş… Tek parti BTP.
Sadece Türkiye değil; 4 tane uluslar arası Milli Ekonomi Modeli kongrelerinde şahit olduğumuz gibi, 45 ülkeden 350’yi aşkın bilim adamının ağzından tüm dünya,”Bizi ancak Prof. Dr. Baş’ın çözümleri ve modeli kurtarır” diye ilan ediyor. İlan etmekle kalmıyor, ABD’sinden Rusya’sına birçok devlet Prof. Dr. Baş’ın modelinin bazı temel esaslarını uygulamaya koyuyor.
15–20 sene önce Sosyalizm ölmüştü; şimdi de Kapitalizm ve Liberalizm’in kendi evinde öldüğüne şahit oluyoruz.
AKP’nin akıl aldığı Kapitalizmin beşiği ABD ekonomisi batıyor.
AKP’nin himmet beklediği Liberalizmin ocağı AB çöküyor, sallantıda…
AKP’nin körükörüne teslim olduğu IMF, bugüne kadar batıra geldiği 85 ülkeye yenilerinin eklenmesi ve kapitalizmin devlerinin çökmesi sebebiyle kaçacak delik arıyor.
AKP’nin akıl hocaları batıyor.
Sadece AKP’nin değil, kendi çözümleri olmadığı için AB ve IMF gibi ecnebilere paçalarını kaptıran MHP ve CHP’nin de akıl hocaları batıyor.
Bunlar, kelden derman bekliyorlar! Halbuki kelin dermanı olsa kendi başına sürer.
Bugüne kadar işbaşına gelenler ve AKP, çöken ecnebilerden akıl alırken; bu ecnebiler Prof. Dr. Baş’tan kurtuluşun yollarını soruyorlar, onun modelinden bölümler uyguluyorlar.
Türkiye ve dünya ekonomilerinde çözümün tek adresi vardır; o da Prof. Dr. Baş’tır.
AKP hükümeti bu gerçeği göremez; çünkü onların gözleri hakikate kapalı, gerçeklere sağır…
AKP’nin ayıkması mümkün değil… Bu sebeple iş, milletimize düşüyor.
Milletimiz bu Amerikancı, AB’ci ve IMF’cileri sandığa gömecek; bunları köyüne, kasabasına, hanesine dahi almayacak… Ardından işi, sahibine, yani 350’yı aşkın bilim adamının, “Bu model değil Türkiye’yi, dünyayı kurtarır” diye deklare ettiği Prof. Dr. Baş’a teslim edecek.
Akılın ve bilimin yolu budur.
Gerisi işsizlik, yokluk, kıtlık ve kaostur. Türkiye’nin böyle bir vaziyete tahammülü yoktur.
TUNALIM...
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ZİLLET TÜRK MİLLETİNİN KADERİ DEĞİLDİR
12/9/2008
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ALPARSLAN,YAVUZ ve M.KEMAL ATATÜRK
12/9/2008
“Bazı arkadaşların yoksulluk içinde bu büyük dâvanın başarılamayacağını zannederek, memleketlerine dönmek arzusunda olduklarını duydum. Arkadaşlar! Ben sizleri bu millî dâvaya silâh zoruyla davet etmedim, görüyorsunuz ki sizi burada tutmak için de silâhım yoktur. Dilediğiniz gibi memleketlerinize dönebilirsiniz. Fakat şunu biliniz ki, bütün arkadaşlarım beni yalnız bırakıp gitseler, ben bu Meclis–i Âli’de tek başıma kalsam da, mücadeleye ahdettim. Düşman adım adım her tarafı işgal ederek Ankara’ya kadar gelecek olursa, ben bir elime silâhımı, bir elime de Türk bayrağını alıp Elma Dağı’na çıkacağım. Burada tek başıma son kurşunuma kadar düşmanla çarpışacağım. Sonra da bu mukaddes bayrağı göğsüme sarıp şehit olacağım. Bu bayrak kanımı sindire sindire emerken, ben de milletim uğruna hayata veda edeceğim. Huzurunuzda buna and içiyorum” (1920–Birinci Büyük Millet Meclisi’nin gizli celsesinde, Gazi Mustafa Kemal).
Görülüyor ki, Gazi Mustafa Kemal,en zor günlerde, memleketin dara düştüğü anlarda bile dik duruşunu, vakarını sürdürüyor ve izzet sahibi dedelerinin, dedesi, dedemiz Sultan Alparslan’ın izinde yürüdüğünü tüm dünyaya ilan ediyor.
Hatırlayalım ki; ceddimiz Sultan Alparslan da 1071 Ağustos ayında bir Cuma sabahı, özellikle kefen renginde giydiği cübbesi ile konuşurken, Malazgirt ovası şu tarihi cümlelerle çınlıyordu:
“Ey askerlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun, zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır. Ey askerlerim ve kumandanlarım! Daha ne zamana dek biz azınlıkta düşman çoğunlukta olmak üzere, böyle bekleyeceğiz. Düşmanı yenersek arzu ettiğimiz netice hasıl olacaktır. Yoksa şehit olarak Cennete gideceğiz. Beni izlemek isteyenler gelsinler. Geri dönmek isteyenler serbestçe dönsünler. Onlara hiçbir ceza verilmeyecektir. Bugün burada ne emreden bir sultan, ne de emir alan bir asker vardır. Ben de sizlerden biriyim ve sizinle birlikte savaşacağım.”
Benzer cümleler, yüzyıllar sonra İran üzerine sefere çıkan Yavuz Sultan Selim’in, askerden gelen çatlak sesler üzerine atının üzerinde söylediği meşhur hitabesinde yer alacaktır.
İlk meclisin gizli oturumunda Gazi Mustafa Kemal’in cümlesini ve devam eden aylarda ve yıllardaki mücadelesini elime alıyorum, diğer elime de Sulatan Alparslan’ın cümlesini alıyorum ve önümde de ceddimiz Yavuz’un meşhur nutku olmak üzere diyorum ki; Alparslan ile Atatürk’ün arasına,Yavuz ve Fatih ile Atatürk arasına giren kara kediler defolun. Her biri Müslüman Türk milletinin bağrından filizlenmiş eşsiz devlet adamlarıdır. Her biri, ait oldukları milletin izzeti, şerefi, şahsiyeti ve haysiyeti için serden ve candan geçmeyi şeref bilmiş şerefli dedelerimizdir.
Geçtiğimiz on yıllar içinde, güya siyaset yapan kimi siyasetçiler, bir konuşmanın içinde onlarca defa Fatih’i, Yavuz’u zikrettikleri halde bir defa dahi Mustafa Kemal’i anmayarak yeni nesillere en büyük kötülüğü yapmışlardır.
Gazi Mustafa Kemal’in, dedemiz sultan Alparslan’ın, Fatih’in, Yavuz’un izinde olduğuna dair daha yüzlerce belge ve bizzat uygulama bulabiliriz. Şimdi sormanın tam vaktidir;
yedi yıldır ülkeyi yönetenler, Ankara’nın şerrinden Brüksel’in şefaatine sığınanlar, ABD’yi doğal müttefik ve stratejik ortak ilan edenler ve maalesef ülkemizi beş yılın sonunda tanınmaz hale getirenler kimin, kimlerin izindedirler?
Camiden yeni çıkmış hacıma bir soru daha; Ankara’nın şerrinden Brüksel’in şefaatine sığınan sayın Arınç ve ekibi mi daha Müslüman yoksa, tek başıma da kalsam bir elimde tabancam diğer elimde de Türk bayrağı olmak üzere son kurşunuma kadar çarpışır şehit olurum diyen Mustafa Kemal mi?
TUNALIM..
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
KARGAYA BÜLBÜL KAKTÜSE SÜMBÜL DEMEDİK,DEMİYECEĞİZ...
12/9/2008
|
|
HER ŞEY TÜRK İÇİN,TÜRK'E GÖRE,TÜRK TARAFINDAN..Bir geçmişimiz, bir geleneğimiz ve bir örfümüz var. |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
MİLLİ EKONOMİ NEDİR?..
12/9/2008
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
NATIONAL ECONOMIC MODEL(Prof.Dr.Haydar Baş)
12/9/2008
MİLLİ EKONOMİ MODELİ
|
http://www.milliekonomimodeli.com/index.php?mmedia=1&dde=mem1.wmv
TUNALIM.... |

1990’lı yıllara damgasını vuran, serbest piyasa ekonomisinin zaferini ilan eden ‘Tarihin Sonu’ tezinin sahibi Fukuyama, ABD’nin günlerinin sayılı olduğunu belirtti.
BTP Genel Baskani Prof. Dr. Bas, elektrikten dogalgaza yagmur gibi gelen zamlarin rekor cari acik ve kilit onemdeki sirketlerin yabancilara satilmasindan kaynaklandigini soyledi.


Kilis’te coşkuyla karşılanan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “Siz bir bardak suya muhtaçtınız ama ben sizin önünüze okyanusu koydum. Bu Allah'ın bir lütfudur” dedi.
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Türk milletinin kaderi çile, fakirlik, düşkünlük ve zillet değildir. Kalkınmaktır, büyümektir ve daha da büyümektir” dedi.
ABD, AB ve IMF’den icazet alanlar ülkenin sorunlarını çözemezler diyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş “biz diğer partilerden farklı olarak icazeti ABD ve AB’den değil sizden istiyoruz” dedi.

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’nin sorunlarını çözecek iki anahtar gösterdi: Milli Devlet, Sosyal Devlet ile Milli Ekonomi Modeli.